1913-1961

YAŞAR DOĞU

TÜRK GÜREŞİNİN BÜYÜK ÜSTADI

İDOL İNSAN

 

YAŞAR DOĞU

 

YAKIN ÇEVRESİ :

SOSYAL HAYATI : Yaşar Doğu Samsun İlinin Kavak ilçesine bağlı Karlı köyünde 1913 yılında Dünyaya geldi.Köyün çoğunluğu 1877-1878 yıllarında Osmanlı Rus harbi sonunda kafkaslardan buraya göçmüşlerdir.Bu göçler tesadüfi olmayıp Türk hükümdar ve ailesi mensupları tarafından sıkı bir disiplin altında sevk ve idare olunarak belirli bölgelere yerleştirilmişlerdir.

Yöre halkıTürk kültürünün parçası olan ATA BİNME , CİRİT, GÜREŞ ile yakından ilgilenmiştir.Bilhassa mertlik yiğitlik , güçlülük , dürüstlük olgunluk manasına gelen pehlivanlık müessesesiyle içiçe yaşamıştır.Yaşar Doğu’da bu sosyal hayat içinde pehlivanlık ruhu gelişmiştir.

Bu bölgenin dağlık ve ormanlık yapıda olması umumiyetle hayvancılık ve tarımla uğraşan yöre halkının nüfus artışıyla başka illere göçünü hazırlayan sebepler arasındadır.Nitekim yaşar Doğu’da askerliğini yaptıktan sonra Ankara’ya yerleşmiştir.

AİLE YAKINLARI

a-Anne, Baba ve Kardeşleri

1877-1878 (1293)harbi Osmanlı-Rus savaşı sonrası Yaşar Doğu’nun dedesi PİTAÇ karlı köyüne yerleşmiştir.

Pitaç’ın 2 oğlu, bir kızı olmuş, kızı Feride, Büyük oğlu Osman, küçüğü Hakkı’dır.Askerliği gelip Balkan savaşına katılan Osman “Gazi Osman Çavuş” olarak geri döndükten sonra, emirli köyünün tanınmış ailelerinden Bicanzade Arif Çavuş’un kızı Feride ile evlenir.Birinci çocuğu ölünce, dünyaya gelen ikinci çocuğu ömrü uzun olsun diye “Yaşar “ adı verilmiştir.

Osman Çavuş, Yaşar henüz 6 aylık iken ihtiyat askeri olarak cepheye çağrıldı.Nihayet savaş bitmiş gaziler geri dönmüş, şehitlerden haber gelmemiştir.

Haber gelmeyen bir şehitte Osman Çavuş’tur.Aradan 5 yıl geçtikten sonra, Feride hanım eşi Osman’dan ümidi kesmiştir.Dul ve evladı Yaşar ile birlikte Emirli köyüne bicanzadelerin evine geri dönerler.Küçücük bir çocuk iken babasız kalan Yaşar için zorlu bir hayat başlamaktadır.

Bu arada Osman Çavuş’un kız kardeşi Feride (Yaşar Doğu’nun halası) Amasya’nın suluova ilçesinin kurnaz köyüne gelir gider.

Yaşar’ın annesi babasının evinde 3 yıl kadar bir çocuğuyla dul bekledikten sonra çevrenin baskısı sonucu Köprü nahiyesi Başbuk köyünden Ömer beyle 2.evliliğini yapar.Annesinin bu evliliğinden :Nurettin, Abdullah ve İsmail adlı 3 erkek çocuğu dünyaya gelir.

Yaşar Doğu’nun bu bahtsızlığı, Türk ve Dünya tarihine geçecek ideal bir insanın hayatının başlangıç yıllarıydı.

Yaşar Üç Değişik Aile Atmosferinde Ve Köyde Büyümüştür.

 

B-EŞİ VE AKRABALARI

 

Eşi Hayriye Doğu Samsun İlinin Vezirköprü ilçesinden olup, babasının Ermeniler tarafından katledilmesinden sonra annesiyle beraber akrabalarına bulunduğu karlı köyüne gelmiştir.Bir müddet sonra Annesi Yaşar Doğu’nun amcası Hakkı beyle evlenmiştir.Böylece Yaşar Doğu Müstakbel eşi hayriye hanım ile aynı evde büyümüş, askerlik dönüşünde evlenmişlerdir.Daha sonra Minder güreşindeki parlak yıllarının başlangıcıyla Ankara’ya yerleşmişlerdir.

Eşi Hayriye Hanım kocasına sadık, çocuklarına bağlı, inanç ve ibadetlerinde kusur etmemeye çalışan örnek bir ev kadınıydı.

8 Ocak 1961 Eşinin, “1965 yılında oğlu Zafer’in 18 yaşında vefat etmesi kendisini iyice yıpratmış ve 1986 yılında kendiside Hakkın rahmetine kavuşmuştur.

C-ÇOCUKLARI

Askerlik sonrası Ankara’ya yerleşen Yaşar Doğu’nun eşi Hayriye hanımdan sırasıyla şu çocukları olmuştur;

S.no

ADI SOYADI

Doğum Tarihi

Erk-kız

1

Reyhan Doğu (Yüksel)

1942

Kızı

2

Melahat Doğu (Geçalp)

1946

Kızı

3

Zafer Doğu

1947

1965 yılında vefat

4

Muzaffer Doğu

1950

Oğlu

5

Gazanfer Doğu

1953

Oğlu

Yaşar Doğu’nun Çocuklarından Zafer Doğu (1947) 1965 yılında 18 yaşında bir delikanlı iken vefat etmiştir.ikinci büyük oğlu Muzaffer ise Halen THY larında teknik eleman olarak çalışmaktadır.En küçük çocuğu Gazanfer Doğu ise Profesör ünvanı ile Bolu Abant İzzet Baysal üniversitesinin BESYO yüksek okulunun bölüm başkanıdır.Yaşar hocanın çocuklarından kızı Melahat ise GSGM genel müdürlüğünden emekli olmuş ve hayattadır.

Örnek gösterilecek bir aile reisi olarak, çocuklarının iyi bir cemiyet ferdi olmasına büyük özen gösterir, hem dini, hem de ilmi eğitim almalarına gayret eder.Bunların sağlanması için maddi ve manevi harcamalarından kaçınmamıştır.

Büyük çocuklarından Reyhan ve Melahat’ın sırasıyla ; Turgut Reis ilkokulu, Ulus Kız ortaokulu ve Atatürk Kız enstitüsüüne kaydettirmiştir.

Reyhan, kız Teknik Öğretmen okulundan mezun olup, yıllarca öğretmenlik yaparak emekli olmuştur.

 

Melahat Doğu (Geçalp) ise :

Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü (Şimdiki ismi ile GSGM) de özel kalem Müdürlüğü ve diğer görevler olmak üzere çalışarak emekli olmuştur.

Oğlu Zafer Doğu 18 yaşında iken babasının ölümünden 5 yıl sonra kalp rahatsızlığı sebebiyle hayata gözlerini yummuştur.

 

Muzaffer Doğu :

 

 İlkokulu bitirdikten hemen sonra babasını kaybetmiş, orta ve teknik liseden mezun olunca yüksek öğrenim için Almanya’ya gitmiş ve öğrenim görmüştür.Halen Ankara Esenboğa Havaalanında Teknisyen olarak çalışmaktadır.

 

Prof Dr Gazanfer DOĞU :

 

Henüz ilkokul tahsili esnasında babasından ebediyyen ayrı kalmış, ilk , orta, lise tahsilinden sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi bölümünden mezun olup , babasının sevenlerin yardımı ve kendi çabası sayesinde yüksek lisans ve Doktora çalışmaları için Devlet Bursu ile ABD’ye gitmiştir.Oradaki çalışmalarını tamamlayıp O.D.T.Ü ‘de öğretim üyesi olarak göreve başlamıştır.Gazenfer Doğu halen Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Beden Eğitim ve Spor Yüksek Okulu'nun müdürüdür.1997 yılında kısa bir süre Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüde yaptı.Prof Dr Gazanfer Doğu Halen İzzet Baysal Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek okulunun müdürlüğünü yapmaktadır.

 

ARKADAŞ GRUBU :

Çocukluğunda üç ayrı yörede yetişen Yaşar Doğu, daha sonraki yıllarda da çeşitli arkadaşlar edinmiş , itibarlı insanlarla kurduğu arkadaşlık ve samimi diyaloglarını Türk güreşinin neferleri için kullanmıştır.

 

a1-KARLI EMİRLİ VE KURNAZ KÖYLERİNDEKİ ARKADAŞLARI:

 

Üç köyde de kendi emsalleriyle iyi geçinen, ağırbaşlı bir çocuk olan Yaşar Doğu, daha 6-7 yaşlarında Emirli de dedesi Arif Çavuş’un güreşi sevmesi ve ilgilenmesi sonucu çocuklarla güreşirmiş.Üstü kirlenip eve geldiğinde annesi kızar , dedesi de ^Bırak çocuğu, pehlivan torunu elbette güreşecek derdi.

Karlıdan Mahmut Pehlivanın oğlu Ziya , ben ve şu anda hayatta olmayan ve zaten 15-20 hane olan köyümüzdeki bütün çocuklarla arkadaştık.

Emirli köyü de karlıdan biraz daha büyüktü.Aynı şekilde orada da çocuklarla arkadaş tı ve hepisi ile dedesi güreş tuttururdu.

Yaşar Doğu’nun halasının bulunduğu ve çocukluğunun daha çok orada geçtiği Kurnaz köyündeki arkadaşları halasının oğlu hayrettin ve Kemal Tok’tur.Onlarla beraber keçi-koyun otlatır, koşar ve diğer çocuklarla güreş tutar, sık sık yapılan karakucak güreşlerini seyrederdi.

            Halen Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinde Prof olarak görev yapan oğlu Gazenfer’in aktardığı şu konu Yaşar Doğu’nun farkına varılmadan kazandığı temel dayanıklılık çalışması olmuştur.

“HALASININ OĞLU İYİ ATA BİNERMİŞ, O ATLA KOŞTURURKEN , BABAMDA ATLA YARIŞIRCASINA KOŞAR, ÇEVRE KÖYLERE GÜREŞ SEYRETMEYE GİDERLERMİŞ^

Böylece onun çocukluk yıllarından beriye devam eden ; çevreye uyum arkadaş ve dost edinme meziyetleri takdire şayandır.

 

a-2 DİĞER YERLERDEKİ ARKADAŞLARI :

 

Askerlik vazifesi gelinceye kadar, Karlı , Emirli ve Kurnaz köylerinde büyüyen Yaşar Doğu, güreş yapabilecek yaşa geldikten sonra daha geniş arkadaş çevresi edinmeye başlamıştır.Önceleri seyirci, daha sonraları yeni yetişen, genç bir güreşçi olarak güreşlerde oldukça fazla arkadaş edinmiştir.

Bunlardan ; Amasya Suluova’nın kolay köyünden (Azmi pehlivan, Hüseyin Yener, Eğriboncuk, Hamamözlü Hamit Kaplan, Adil Candemir, Suluovalı Ali Şahin, İbak Pehlivan, incidikli parmaksız Hacı Pehlivan, Çamlıcalı Çoruk Ahmet, Karapınarlı Hüseyin, Dodurgalı Ömer, Değirmendereli Osman, Alaçamın bulanık köyünden İbiş Pehlivan ve niceleri yörenin büyük güreşçileri ve Yaşar Doğu’nun arkadaşlarıydı.

Askerlik vazifesi başladıktan sonra, Askerlik öncesi tanıdığı Adil Candemir ile milli takımdan da arkadaşlığı sürdürdüğü gibi, diğer milli takım elemanlarıyla da samimi olmuş, onlara ağabeylik yapmıştır.

Ayrıca, bilhassa güreşi bıraktıktan sonrada bürokrat kesimi ile samimi olmuş ve ölünceye kadarda onlarla dost geçinmiştir.

İl ve ilçe amirleri, güreş turnuvalarında Yaşar Doğu ile temasa geçmiş ve sonunda kendisiyle arkadaş olmuşlardır.Bun örnek : 1950-1960 yıllarında Kırıkkale’de fakir çocuklara gelir temini için zamanın Kaymakamı Hasan Basri Tarman Yaşar Doğu’yu davet eder, tanışırlar, ağırbaşlılığı, efendiliği ve temiz ahlak sahibi oluşu sebebiyle samimi olurlar.Bu samimiyetleri alie dostluğuna dönüşür.Ölünceye kadar devam eder.

Ayrıca kendi döneminin milli takımına terzilik yapan efendi, dürüst insan Bayram Çeliktürk, bir bankanın müdürü, zamanının elit insanlarından Hasan Baldudak Yaşar Doğu’ya olan dostluğundan çok güreşci istihdam etmiş ve maddi yardımlarda bulunmuştur.

 

a-3 GÜNLÜK YAŞANTISI :

 

Mütevazi bir hayat tarzı yaşamış olan Yaşar Doğu zamanının çoğunu güreşe vakfetmesine rağmen ailesini ve çocuklarını mümkün olduğunca ihmal etmez, iyi bir mümin olma özelliğini de taşımaktaydı.

Kızı melahat, oğlu Muzaffer’in ifadeleriyle ; “Akşamları bizler erkenden, annem ve babam Yatsı namazından sonra yatarlardı.Sabah namazından itibaren kalvaltıda her beraber olurduk.Daha sonra bizlerle güreşir, oynar kan ter içinde kalırdık.Normal çalışma saati geldiğinde kulübe, işsiz olan güreşçilere iş bulmak için kamu ve özel kuruluşlarının idarecileriyle koşuştururdu.

Arkadaşı ve akrabası Ekrem Onuk, Eski federasyon başkanlarından Haydar Özöğretmen, talebelerinden Mustafa Dağıstanlı, Tevfik Kış, Ahmet Ayık, Aile dostu Bayram Çeliktürk’ün ifadeleri ise, Yaşar Doğu’nun Türk-İSLAM kültürünün verdiği sevgi, saygı, mütevazilik davranışlarını kendisine daima düstur edindiği üzerinedir.

a-4 EKONOMİK HAYATI;

Bir şehit çocuğu olarak, yokluk ve zorluklar içinde büyüyen Yaşara Doğu, benzer sosyal yaşantı içinde hanımı ve çocukları ile maddi sıkıntılarla dolu hayatındaki gelişmeler yaptığı işler, Askerlik öncesi ve sorası olarak ayrı ayrı görülecektir.

Yaptığı işler ve kazançları

a-Askerlik öncesi ve Askerlik yılları:

Karlı’da amcasında

Emirli’de dedesinde,

Kurnaz köyünde de halasında

hayvan otlatıp, büyüklerine yardım ederek, 16-17 yaşlarına gelmiştir.Bu yaştan sonra Emirli’de kireç ocaklarında çalışmış, çevre köylerde ve ilçelerdeki karakucak güreşlerine de giderek oralarda kazandığı gelirlerle akrabalarına maddi destekte bulunmuştur.

Vatani görevi için, Samsun ilinin , karlı ilçesi Askerlik askerlik şubesine çağırılır.Orasının şube başkanı güreşçileri Milli müdafaaya gitmesi için işlem yaparak Ankara’ya gönderir.

Askerde, Ahmet isimli bir er sayesinde Ankara Güreş Kulübüne yazılır, Komutanı Yüzbaşı HAMDİ BEY, o külüpte çalışmasına belirli gün ve saatlerde izin verir.Böylece programlı güreş çalışmalarının yanında ,kulüp tarafından küçük maddi katkılar görmektedir.

Bu çalışmalarında, o zaman modern minder güreşinin gelişmesi için Türkiyede görev yapan Finlandiyalı antrenör ONNİ PELLİNEN görür ve Milli takıma alır, tecrübesiz olduğunu söyleyenlere de “hayır” bu çocuk belki güreşte yenidir amma, ondaki kuvvetin eşine ender rastlanır, takımda en güvendiğim elemanlardan biridir demiştir.

b-Askerlik Sonrası :

Askerliğini bitirip memleketine giden Yaşar Doğu, Hayriye hanım ile evlendikten sonra Ankara’ya dönerek güreşçilik hayatına resmen başlar.

Ankara’da Kaleiçi mahallesinde bir göz oda kiralar, senelerce oturur.Reyhan ve Melahat adlı kızları bu evde dünyaya gelir.Zirai Kombina’da cüz’i miktarda maaşla işçi statüsünde işe girmiştir.Bu yıllarda zor şart ailesini geçindirip, güreş hayatını sürdürür.

Daha sonra Askeri Tophane Fabrikalarında Kaynakçı olarak iş değişikliği yapar.

1948 Londra olimpiyatlarına kadar bu işlerde çalışan Yaşar Doğu, Olimpiyatlardan şampiyon olarak dönünce “ Olimpiyat Şampiyonlarına” verilen 20.000.TL ÖDÜLÜ almıştır.

Bu paranın bir kısmı ile Ankara Dışkapı semtinde mütevazi bir ev satın alarak, geri kalan parayla Anafartalarda sarraf dükkanı açar.

Böylece mali durumu nispeten düzelmiştir.Ancak kısa bir süre sonra bu işi yürütememiş ve kapatmış, arkasından evinin altına köfteci dükkanı açmış, güreşçileri ve dostlarını ağırlamaktan bu işten de zarar ederek kapatıp, kahvehane olarak kiraya vermiştir.

Büyüyen çocuklarının giderlerinin artmasıyla, geçiminde iyice zor durumlarda kalır.Bu zorluklara rağmen güreşe olan ilgi ve sevgi, çalışmalarından alıkoymamış, 1951 Helsinki Dünya şampiyonasında 87 kg.da birinci olmuştur.1952 olimpiyatlarında Profesyonelliği gerekçesiyle gönderilmeyen Yaşar Doğu aktif sporculuğuna son vermiştir.

22”1948 olimpiyatlarında verilen 20.000.Tl yi almış olmaları, zamanın milli olimpiyat komitesi başkanı Burhan Felek tarafından, Dünya Olimpiyat birliğine yazı yazar, bu şekilde bu parayı alan güreşçilerimiz : (Yaşar Doğu, Nasuh Akar, Gazenfer Bilge, Celal Atik ve 3 adım atlamada olimpiyat bronz madalyalı Ruhi Sarıalp olimpiyatlara katılamazlar ve altın madalyalar başka ülkelere gider.

Milli takım kaptanı olarak güreşi bırakan Yaşar Doğu, antrenör olarak göreve başlamıştır.Bu yıllarda da aynı sıkıntılar devam edip gitmiştir.

1955 yılında İsveç’te yapılan özel karşılaşmada kafile idarecilerinin yaptığı yolsuzluğu engel olmak ister, onların kaba davranışları sonunda ince ruhlu insan kalp krizi geçirir.Birkaç gün hastahanede yattıktan sonra İsveç kralının özel uçağı ile İstanbul’a getirilir.

GÜREŞÇİ OLMASAYDI SEÇECEĞİ İŞLER.

Kaderin buralara süreklediği Yaşar Doğu’nun herkeste olduğu gibi geleceğini Allah’ın bileceği olarak söylemekle beraber, askerliğini bitirip köye dönerek, tarım, hayvancılık ve kireç ocaklarında uğraşırdı diyebiliriz.Ya da diğer hemşehrilerinin çoğu gibi büyük şehirlerden birisine göç edip hayatını idame ettireceğinden başka alternatifi olamazdı.

Yiğitliğin, dürüstlüğün ve olgunluğun ifadesi atasporu güreşin, Türk insanının olduğu her yerde olması ve bilhassa ileride bahsedilecek olan şeylerden biri de Samsun ve yakını illerde daha çok yapılması; Günümüz kimsesiz çocuklarının kötü alışkanlıklarla, köprü altlarında büyümesi gibi değil, Türk kültürünün verdiği sevgi, saygı ve korumacı özelliği yetim Yaşar’ı olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonu yaparak spor tarihine geçirmiştir.

1965-1966 senelerinin birisinde Aile dostumuz H.Basri Tarman ile bulvar Palas otel’de ailece yemek yiyorduk.Şimdi hatılayamadığım bir kişi “ baban 1955’te niçin kalp krizi geçirdi biliyormusun? Türk kafilesi idarecileri bir yolsuzluk yapıyor” Yaşar Doğu’da göğsümüzde ay-yıldız var bu işi size yaptırmam “diyor.İdareci olanlar ise sen kimsin ki, kaba kuvvetle buradasın, biz ise efendilikle buradayız”derler.Bu hadiseden sonra sinirlenip kalp krizi geçiriyor.

Türk Güreş Vakfı”Güreş haritası”

 

DIŞ ÇEVRESİ

 

1-Dünyanı Sosyo-Politik Durumu

Yaşar Doğu’nun gençlik yılları olan, 1913-1920’li yılları arasındaki bazı politik ve Ekonomik sonuçların kısaca incelenmesi gerekecektir.

Özellikle onun, doğumundan hemen sonra patlak veren 1914 senesindeki 1.Dünya harbi, Osmanlı İmparatorluğu’nun harbe girmesi ve neticesinde mağlup duruma düşüp, toprak kayıplarına neden olduğu bir döneme rastlar.

“Birinci Dünya savaşının sonucu ile barış antlaşmaları birlikte gözönünde tutulduğunda Avrupa Diplomasisinin ve kuvvetler dengesinin temel unsurlarını teşkil etmiş olan üç imparatorluğun

1-Rus Çarlığı

2-Avusturya-Macaristan İmparatorluğu

3-Alman İmparatorluğu’ nun tarih içerisindeki ömürlerini tamamlayarak Avrupa’da bir boşluk meydana getirdikleri, ulaşılması gereken ilk sonuçtur.Bir çok pürüzleri de beraberinde ortaya çıkan savaş sonrası durum, yeni bir savaş mehil edecek olduğu belliydi.Özellikle “Çarlık Rusyasının yıkılmasına kominist rejimin kurulmasına, Avrupa’nın büyükleri egemen olamayınca, bu devlet, sade Avrupa’da değil, Bütün dünyada da kuvetler dengesini ileride köklü bir şekilde değiştirmek üzere kabuğunu çekilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışı ise, Ortadoğu devletler dengesinde boşluk bırakmıştır.Savaşın galipleri İngiltere ve Fransa bu boşluğu makil bir düzenle dolduracakları yerde, kendi emperyalizmleri için fakir bir alan olarak ele almışlardır.

Alman imparatorluğuna gelince; savaş sonunda İmparatorluk yıkılınca, müttefikler cezalandırmak için Alman Milletini ellerine almışlardır.Versey bir kin ve intikamın ağır bir belgesi olmuşlardır.

Böyle yıllara rastlayan Yaşar Doğu, gençlik dönemi bütün Anadolu’da olduğu , kendisini olumsuz yönde etkilemiştir.Daha sonra 1.Dünya savaşı’nın sona ermesiyle Osmanlı Devletinin toprak kaybı ve Anadolunun işgal edilmesiyle de yeni bir döneme girilmiştir.Bilindiği gibi , bu dönem genç T.Cumhuriyetinin korulmasına işgal edilen topraklarından düşmanların temizlenmesi ülkenin zor günlere girdiği zamanlardır.

Daha sonra genç Türkiye Cumhuriyeti’nin Atatürk’ün önderliğinde kurulmasıyla yeni bir dönem başlamıştır.

Yukarıda değindiğimiz versey anlaşmasının Almanlar aleyhine çok ağır olması aslında 2.Dünya Savaşı’nın başlangıcını hazırlamaktan öteye bir şey değildi.

2.Dünya savaşı’nın Almanların 1 eylül 1939 sabahı Polonya’yı işgaliyle başlamıştır.Savaş daha sonra

İngiltere , Fransa, A.B.D bir grupta

İtalya, Almanya ve Japonya diğer grupta olmak üzere paktlara ayrılarak 1945’e kadar devam, sonunda Almanların teslim olması ve Japonya’ya Atılan ATOM bombasıyla nihayet bulmuştur.

Yoklukların ve sıkıntılı günlerin devam ettiği bu dönemde de ekonomik yönden ele alındığında, bir çok sıkıntıların olduğu ve harp okonomisinin uygulandığı bir döneme rastlar.Özellikle 1929-1930 iktisadi krizin ABD’de patlak vermesi , uygulanan klasik iktisat teorisini işlemez duruma getirmiştir.Yeni arayışlar ekonomik bakımından, gelişmeye yönlenilmesi açısından, klasik iktisadın bu krize cevap veremeyişi sonucunda “NEO-KLASİK” yada keynesyen iktisadın doğmasına sebep olmuştur.

Kamu harcamalarının arttırılmasıyla ekonomide durgunluğun giderilmesi ve kalkınmanın gerçekleşme amacına yönelmiştir.

Savaş dönemi içerisinde ülkelerin gelişmesini hızlandırmak bakımından yeterli kaynaklara olmayışları bir engel olarak ortaya çıkmıştır.Özellikle iç kaynakların yetersiz olması nedeniyle dış kaynaklara başvurulduğunda yeterli DÖVİZ birikiminin olmadığı da görülmektedir.Bu sebeple “Bir kısım kaynakta döviz tasarruf eden yada döviz kazanan üretim alanlarına yöneltilebilir, bundan da döviz tasarrufu sağlanabilir.

döviz tasarrufu ise, ithalatın sınırlandırılması ile birlikte ithal ikamesine uyarlanabilir.İthal ikamesi en geniş ifadesiyle daha önce yurt dışından ithal edilen malların uygulanan koruyucu ve özendirici önlemlerle, yurt içinde üretilmesini öngören bir sanayileşme stratejisidir.İkinci Dünya Savaşı sonrası gelişmiş ülkelerde uzun süre korunan ekonomik istikrar ve büyüme, dünya ticaretinde giderek artan bir hızla gelişmeye neden olmuştur.Dünya ticaretindeki bu canlanma 2.Dünya savaşı sonrası başlamıştır.Öncelikle savaşın etkilerini azaltmaya yönelik bu çalışmalar sanayileşmiş ülkelerin çabasiyle gerçekleştirilmiştir.

            2-Cumhuriyet Türkiyesi sosyo-Kültürel ve ekonomik  durum.

            Cumhuriyet döneminde sosyo-kültürel ve ekonomik yapıya bakıldığında günümüze kadar çeşitli devrelerden geçmiştir.Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana geçen 67 yıllık süre içinde uygulanan ekonomik gelişme stratejileri kısaca şöyle özetlenebilir

           

-1923-1938 Atatürk Dönemi

-1938-1949- 1938-1948 1949 İnönü dönemi

-1950-1959 Plansız dönem, alt dönemler, 1950-1953, 1954-1955-1959, 1960-1961 askeri devrim yılları , 1962-1970 planlı dönemin 1.safhası alt dönemler, 1962-1971’den bu yana genellikle Devlet Planlama teşkilatı (D.P.T) 5 yıllık kalkınma planları dönemlerine uygun olarak ayrılmıştır.

 

a-ATATÜRK DÖNEMİ

 

1923-1938 Atatürk döneminin ulaştığı ve Atatürk devrinden özellikle 1934’te başlayan ikinci alt dönemde uygulanan ekonomik gelişme stratejisine özet olarak aşağıdaki esaslara bağlayabiliriz.

 

-Özel teşebbüsün teşvikini içeren devletçilik rejimi.

 

-Tarıma kıyasla sanayileşmeye öncelik verilmesi, sanayileşmede devletin ve iktisadi devlet teşebbüslerinin (İ.D.T) öncülüğü,

 

-Bankacılık ve Ticaret kesimlerinin sanayileşmede paralel olarak geliştirilmesinde kamu sektörünün öncülüğü,

 

-Sanayide daha çok madencilik ile  (ham maden üretimi ) ithal-ikame niteliğin basit tüketim malları kollarının geliştirilmesi

 

-Ulaştırmada deniz yollarına ağırlık verilmesi,

 

-Kapalı ekonomi ilkesi ve dış ticaret ve ihracatın mahdut seviyede tutulması,

-Özel, yabancı sermaye ve dış yardımdan çok mahdut seviyede tutulması,

 

-Eğitime verilen öncelik ve ağırlık,

 

-Nüfus artış hızının teşviki.

 

Görüldüğü gibi bu dönemde çökertilmiş Osmanlı imparatorluğunun yerine, fakir , yorgun genç Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hızla kalkınması içim olumlu çalışmalar yapılmıştır.Bilhassa savaşlarda kaybedilen büyük nüfus eksikliğinin giderilmesi, Türk neslinin çoğaltılması için, nüfus artış hızının teşviki planlanmıştır.

 

b-1938-1950 İNÖNÜ DÖNEMİ

 

1938’de Atatürk’ün ölümünü izleyen yıllarda 2.Dünya savaşı başlamış (1939-1945) ve savaşın Ekonomik kalkınmamız üzerinde ciddi etkileri görülmüştür.

Bu dönemde fiyatlar ciddi artış göstermiş, 2.Dünya savaşına girmememiz başarı sayılmıştır.

İkinci dünya  savaşından sonraki yıllarda da Türkiye belirli bir kalkınma hamlesi kaydedememiştir.Dış ticaret gelişmemiş, ihracat artışı kısa süreli ve yetersiz olmuştur.Dış ödemeler ise 1946’dan itibaren açık vermeye başlamıştır.Manevi kültür alanında da zayıflamalar olmuştur.

İnönü döneminde Atatürk dönemine göre daha yoğun bir devletçilik rejimi uygulanmaya çalışılmıştır.Bunun yanında özel teşebbüsü özendirici kanunlar kaldırılmış, devletin kontrol ve müdahaleleri arttırılmış ormanlar devletleştirilmiştir.Toprak reformu da başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Bu dönemde Güreşe ilgi fazla olmamış, İnönü pek güreşi sevmezmiş.Bu konuda Yaşar Doğu “Bunlar güreşi hiç sevmezler” Atatürk’ten sonra bizlere hiç sahip çıkmadılar” diyerek onları anlatır.

 

C-1950-1960 PLANSIZ DÖNEM VE ÇOK PARTİLİ DEMOKRASİ REJİMİ :

 

İnönü dönemindeki maddi ve manevi gerilemenin sonucu, zamanın tek parti iktidarı C.H.P sinin kaybederek D.P lilerin iktidara gelmesiyle bu dönem başlamıştır.

Bu dönemde, öncekilere göre tamamen farklı bir ekonomik ve kültürel strateji uygulamaya başlanmıştır.27 Mayıs 1960 Askeri Devrimi ne kadar, aynı strateji devam etmiştir.D.P lilerin uyguladığı bu strateji şöyle sıralanabilir.

 

1-Devlet yatırımı azalmış, özel teşebbüs teşvik görmüştür,

2-Dış yardıma açılınmıştır,

3-Özel yabancı sermaye akımı köklü bir teşvik görmüştür,

4-Ortak pazara müracaat antlaşması yapılır,

5-Tarım kesiminin gelişmesi sanayileşme yanında ön plana geçmiştir.Tarım kesimi makulleşme, destekleme alım politikası, kredi politikası satış ev kredi kooperatifleri  ve çeşitli alt-yapı yatırımları büyük ölçüde teşvik görmüştür.

6-Ulaştırmada demiryoluna kıyasla kara yollarına ağırlık verilmiştir.

7-2.Dünya savaşı sonrası uluslar arası uygulamaları izleyerek 1950”den itibaren dış ticaretin serbestleştirilmesine gidilmiş, liberasyona tabi ithalat arttırılmıştır.

Bu dönemde uygulanan ekonomik kalkınma stratejisi sonucu elde edilen performansa gelince sabit fiyatlarla GSMH artış hızının çok önemli bir yükselme kaydettiği görülmektedir.

Ekonominin önceki dönemlere nazaran hızla düzelmesi, tarımda mekanizasyona geçilmesi tarım işçisini azaltmıştır.Bundan dolayı şehre göç hareketleri başlamıştır.

1950’lerden sonra meydana gelen şehirleşme süreci kanaatimce “Metadoloji yanılgısından” kaynaklanmıştır.

Böylece tarımın modernize edilmesi amacıyla 1950’lerden bu yana genişletilen kredi hacmi, artan traktör sayısı Marshall planıyla küçük işletmelerin yerine büyük işletmelerde çalışan çiftçilerin ortaya çıkmasına katkıda bulunulmuştur.Bu gelişimin sonucu olarak tarım sektöründe açığa çıkan nüfus farkları, köylerden büyük kent merkezlerine göçü –iç göçü zorlamıştır.

Şehirlerdeki düzensiz yerleşim alt-yapının zorlaşması, üst yapının bozulmasına sebep olmuştur.

 

D-1962-1970 : Planlı Kalkınma dönemi Birinci safhası

1960-1961 Askeri devriminde geçen iki yıldan sonra planlı kalkınma dönemleri başlamıştır.

1963-1967’nin birinci Beş yıllık Kalkınma Planı (1.B.Y.K.P 1968-1972 ise ( 2.B.Y.K.P) nını teşkil etmiştir.

 

3-CUMHURİYET  TÜRKİYESİNİN SPORDAKİ DURUMU :

 

A-MİLLİ SPORLAR :

Türk milletinin  ata sporlarından güreş, binicilik, cirit okculuk ve atıcılık Anadolu’nun çeşitli yerlerinde halen devam etmektedir.Resmi organizasyonlar dışında  köy düğünlerinde, Bayramlarda, panayırlarda, ve özel eğlence günlerinde yapılan, yağlı karakucak ve azda olsa Aba ve şalvar güreşleri Cumhuriyetin ilk yıllarından beri bazı yörelerde yaygın olarak yapılmaktadır.

Belirtilen güreşlerle beraber yüzmenin de, Peygamberimiz (SAV) tarafından Müslümanların  öğrenmesi gereken spor dalı olarak gösterilmiştir. Çocuklarınıza : Yüzmeyi, Ok atmayı, Ata binmeyi öğretiniz.(H.Ş)

Güreşte Hz.Hamza’nın ilk usta ve Pehlivanların piri olarak söylenmesi bu branşların önemini bir kat daha arttırmıştır.Ancak, devletin verdiği önem yeterli olmadığından bilhassa güreş harici, diğer branşların azlığı ve ilgisizliği dikkat çekmektedir.

Türk kültürünün bir parçası olan, Karakucak, Yağlı, Aba, Kısa Şalvar güreşi yanında 20.yy başlarında “Alafranga Güreş” olarak tanımlananan minder güreşi Ahmet Fetgeri Aşeni’nin ilk Güreş Federasyonu (1923) Başkanı olmasıyla tanınmaya başlamıştır.Bu maksatla JOERS adlı bir Fransız ile , Macaristan’dan Paul Peter ve Finlandiya’dan Onni Pellinen serbest ve Greko-Romen stillerinin antrenörü olarak getirilmiştir.Böylece minder güreşinin incelikleri gençler arasında yaygınlaşmaya başlamıştır.

Özellikle kültürümüzün parçası olan Karakucak güreşiyle serbest stil, minder güreşinin yakınlığı ve Türk gençlerinin kabiliyetleri, sayesinde , bilhassa serbest güreşte önemli dereceler elde edilmiştir.Örnek : 1928 Amsterdam Olimpiyatlarında 79 Kiloda Tayyar Yalaz 4.olarak olimpiyat tarihine geçmiş, Saim Arıkan 8.,Çoban Mehmet ile Nuri Baytorun 6.olmuşlardır.Bundan sonra Türk takımı  : 1932, 1933, 134,1935, 1937 ve 1940 yıllarında Balkan şampiyonlukları almıştır.1936 Berlin Olimpiyatlarında Serbest Stil 79 kg’da Mersinli Ahmet Kireç’ci 3.olurken, Grekoromende 61 kiloda Yaşar Erkan ilk altın madalyamızı kazanarak olimpiyat şampiyonu olmuştur.

Bu dönemde minder güreşinin başlaması ve hızla yayılması, Atatürk’ün güreşi çok sevmesi, bir sebep olarak gösterilmektedir.

Atatürk’ün vefatı ile İnönü döneminin başlaması, “2.Dünya Savaşının  patlak vermesi milletler arası müsabakaların azalmasına sebep olmuştur.Mamafih “1940-1944 olimpiyat  oyunları bu yüzden yapılamamıştır.

Daha sonra 1948 Londra Olimpiyatları ise 2.Dünya savaşından çıkmış ülkelerinde katılımıyla yapılmıştır.Böylece Dünya minderlerindeki ilk büyük başarı bu olimpiyatlarda elde edilerek dünya güreş tarihine Türkler ismini yazdırmışlardır.

1972 yılındaki olimpiyatlara kadar Türk güreşi İsmini altın harflerle duyururken, 1950’de Başlayan Dünya şampiyonalarındaki başarılı derecelerde 1970 yılına kadar sürmüştür.

Zaten Türk minder güreşi Olimpiyat, Dünya ve Avrupa’daki zaferlerle dolu senelerin  Yaşar Doğu  dönemi olarak anlandırılabilecek 1940-1970’li yıllara rastlamaktadır.

 

B-Gelişmekte Olan Sporlar :

Milletlerarası platformda ciddi olarak sadece güreş sporunda başarı elde edildiği halde, diğer sportif branşlarda kayda değer önemli bir başarı elde edilememiştir.

Sadece atletizmde 1948 Londra Olimpiyatlarında üç adım atlama da Ruhi Sarıalp Olimpiyat 3.cüsü olarak atletizmdeki tek önemli neticeyi almıştır.

Ferdi sporlardan boks ta bazı başarılı çalışmalar almışsa da güreşteki gibi kayda değer dereceler bulunmamaktadır.

Yine Takım sporlarında Türk milletinin yüzünü güldürücü sonuçlar alınamamıştır.

1960’lı yıllardan sonra futbola olan ilgi özellikle artmıştır.Bu branşa olan merak, güreşin önüne geçmiştir.Böylece en küçük yerleşim biriminden şehirlere kadar futbol Türkiye’de yaygın biçimde uygulanan spor dalı olmuştur.

TV, Radyo, Basın gibi kitle haberleşme araçlarının bu dala ağırlık vermesi de , futbolun tanınıp yaygınlaşmasında rol oynamıştır.

Hükümetlerin kitleleri sürükleyen seyir sporu haline gelmiş futbol için saha ve stadları çoğaltması alakayı bir kat daha arttırmıştır.Ayrıca bu branşta profesyonelliğinin oluşu ve maddi imkanların çoğalması bilhassa Ata Sporumuz olan güreş potansiyelini zayıflatmış, Futbola kaydırmıştır.

Diğer takım oyunlarından Basketbol, Voleybol ve hentbol gibi branşlarda, ferdi sporlara göre daha fazla gelişme kaydetmiştir.Bun rağmen takım sporlarının hiçbirinde milletlerarası başarı sağlanamamıştır.

 

C-Kitle Sporuna Verilen Önem:

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşına spor yaptırma politikası 1938’de çıkarılan  3530 sayılı  kanunla başlamıştır.1938 yılında Başbakanlığa bağlı Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü , değişik tarihlerde Milli Eğitim Bakanlığı ve Milli Eğitim Gençlik ve Spor bakanlığına bağlı olarak hizmet görmüş.Halen Başbakanlığa bağlı olarak Sporda sorumlu Devlet bakanlığı tarafından hizmetleri yürütülmektedir.1986 yılında 3530 sayılı kanunun yerini alan 3289 sayılı kanunla teşkilat yapısında değişikli yapılmıştır.Son hali ile Başbakanlığa bağlı Gençlik  ve Spor Genel Müdürlüğü  ismi altında yarış ve kitle sporuna yön vermektedir.

Ayrıca Türkiye’de planlı kalkınma döneminin başlamasıyla özellikle 2.Beş Yıllık Kalkınma  planı (1968-1972) ‘ başta olmak üzere 6.Beş Yıllık Kalkınma Planı (1990-1994) da dahil hazırlanan yıllık programlarda kitle sporuna kamu sektörü için emredici , özel sektör için yol gösterici tarzda şekillendirilmiştir.

Bu dönemden sonra toplumda spora olan alaka ve ilgi artarken kitlenin spor yapması arzulandığı halde, spor teşkilatı amacına ters düşecek seyir sporunu organize edici bir müessese haline dönüşmüştür.Amatör spor korunmamış, aksine profesyonellik teşvik gördüğü için halkın spor yapması dolaylı olarak engellenmiştir.

Spora olan temel alışkanlığın verildiği okullar ihmal edilmiş, yeterli  saha tesis ve eğitici-öğretici eleman yetiştirilmemiştir.

Üniversite ve mahalli idareler dahil olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlarla irtibat koordinasyon ve işbirliği kurulamamıştır.

3530-3289 sayılı, sporla ilgili kanunlarda sporu yaymak ve geliştirmek için gerekli maddeler bulunmasına rağmen, bu hükümlere işlerlik kazandırılamamış, şahısların, şahsi gayret ve çabalarıyla Türk sporu günümüze kadar gelmiştir.

Öncelikle “1983 yılından itibaren spora ayrılan kaynaklardaki nisbi artış neticesinde, kitle ve yarışma sporuna ait tesisler yapılmaya başlanmasına rağmen, arzu edilen seviyede gelişme görülememiştir.

Zira sporun devlet eliyle teşkilatlandığı 1938 yılında sporu diğer ülkeler seviyesine getirmek için çıkarılan 3530 sayılı kanunun asıl amacı her yaş ve kesimden herkese spor yaptırmak olduğu halde, Almanya spor teşkilatının örneği, iktisadi , sosyal ve kültürel açıdan bünyemize uymamıştır.

Ancak, eldeki çalışmada Yaşar Doğu hakkında antrenör ve idarecilik dönemine ait kanaatleri alınan deneklerin de ifadeleriyle benzerlik teşkil eden sembol insanların şahsi gayret ve çabalarıyla kulüp-teşkilat devlet ilişkisi kurularak başarılı dönemler yaşanmıştır.

Benzer durum diğer spor branşları içinde geçerlidir.

Filhakika “Ferdin ruhunda milli kültür dayanak bulunduğu takdirde o vakit milli idealleri seven, onlara ilmi inançla iman eden idealistler yetişir.İdealistler ise tamamen milli olan fertlerdir.

O halde Türk toplumuna ters düşmeyerek bir etim sisteminin manevi gelişimle birlikte sporda da zirve noktasına ulaşacağı ancak ülkeye uygun modeller olmasına dikkat edilerek batıdan motomon şablonlar alınarak insanımıza uydurulması yerine “ Türk demokrasisinin temelleri araştırılırken bunun, Osmanlı toplumunun adet, kültür ve müesseselerine dayandırmanın yerinde olacağı kanaati göz ardı edilmemesi gerekir.

 

d-Güreş Federasyonundaki Yapısal Durum

aa-Federasyon Başkanları yönünden

1923 yılında; ilk Ahmet Fetgeri Aşeni Başkanlığıyla kurulan Güreş Federasyonunun  sürekli el değiştirmesi başarılardaki  istikrara engel  sebeplerden birisi olarak görülebilir.

1923-2003 FEDERASYON BAŞKANLARININ GÖREV YILLARI

 

S.no

                               

Adı ve Soyadı

 

Göreve

Başladığı Tarih

 

Gör.ayrıldığı

tarih

 

Hayatta

Olup

Olmadığı

1

A.Fetgeri Aşeni

1923

1937

vefat

2

Vehbi EMRE

1937

1939

 

3

Tayyar YALAZ

1939

1943

 

4

Vehbi EMRE

1943

1951

vefat

5

Sadullah  ÇİFTÇİOĞLU

1951

1953

 

6

S.Cenap BERKSOY

1953

1958

 

7

Vehbi EMRE

1958

1960

 

8

Münir ÇALIŞKAN

1960

1961

 

9

S.Cenap BERKSOY

1961

1963

 

10

Müslihittin Yılmaz METE

1963

1964

 

11

Suat BOLAYIR

1964

1964

 

12

Cihat USKAN

1964

1968

vefat

13

Cemil ERKÖK

1968

1970

 

14

Mehmet AKZAMBAK

1970

1971

 

15

Turhan YAVÇAN

1971

1972

 

16

Cihat USKAN

1972

1973

 

17

Nihat IŞITMAN

1973

1974

 

18

Fazlı ARINÇ

1974

1975

 

19

Alp KARABİBER

1975

1976

 

20

Haydar ÖZÖĞRETMEN

1976

1977

Vefat

21

Zeki AVRALIOĞLU

1977

1979

 

22

Niyazi CİVELEK

1978

1978

 

23

Ahmet AYIK

1978

1978

 

24

Zeki AVRALIOĞLU

1978

1979

 

25

Vehbi EMRE

1979

1979

 

26

Osman ATAÇ

1979

1980

 

27

Hasan BOZBEY

1980

1984

Vefat

28

Halil ATA

1985

1986

 

29

Tahsin ALBAYRAK

1986

1987

 

30

Yalçın İPBÜKEN

1987

1988

 

31

M.Esat GÜÇHAN

1988

1990

 

32

Tevfik SARPKAYA

1990

1990

 

33

Yücel SEÇKİNER

1990

1991

 

34

Arif NÜSRET SAY

1991

1992

Vefat

35

Sadettin TANTAN

1992

1993

 

36

İsmail DEMİRCİ

1993

1996

vefat

37

Ahmet AYIK

1997

2000

 

38

Osman Şansal

2000

2004

 

39

 

2004

2008

 

40

 

2008

2012

 

            Not :Güreş federasyonu Başkanlık makamı 1996  sonu ve 1997 başı itibari ile seçimle görevlendirme dönemi  başlamıştır.

          

            SEÇİMLE GÖRELENDİRİLME DÖNEMİNDE GÖREV YAPAN BAŞKANLAR

           

              1-İsmail DEMİRCİ                  1994-1996

 

            2-Ahmet AYIK                          1997-2000

 

            3-Osman ŞANSAL                   2000-2004

 

Çünkü güreş federasyonu kurulduğundan bu günümüze kadar tam 38 Başkan görev almış bulunmaktadır.

  İlk  Başkanlığı yapan Ahmet Fetgeri aralıksız 14 yıl bu görevi sürdürmüş, Minder güreşinin  temelide bu yıllarda atılmıştır.Bu dönemde yetişen genç güreşçiler semeresini  takip eden yıllarda vermeye başlamışlardır.İkinci federasyon Başkanlığı görevini üstlenen Vehbi emre ise çeşitli aralıklarla bu görevi 13-14 yıl sürdürmüştür.Sırasıyla : 1937-1939 , 1943-1951, 1958-1960, 1979-1979,

Üçüncü en uzun süre başkanlık görevinde bulunan Cihat Uskan olmuştur.O da beş yıl o dönemde bu görevde bulunmuştur.

İstikrarı sağlayacak kadar uzun süre görev yapan bu üç Başkan 1923-1968 yılları arasında görev yapmışlardır.

Güreşte Dünya çapında başarılı olduğumuz dönemde bu yıllara rastlamaktadır.1968’den sonra ise, Federasyon başkanları görevine adapte olamayacak çok kısa sürelerde değişmişlerdir.En nihayet 1993 yılının sonlarına doğru çıkartılan yönetmenlik ile federasyon Başkanları seçimle iş başına gelme dönemi başlamıştır.Bu sure ise 4 yıldır.Seçimle ilk defa göreve gelen Başkan Rahmetli İsmail Demir’cidir.İsmail Demirci döneminde Türkiye Serbest stil güreşte 1966 Toledodan sonra  28 yıl aradan sonra 1994 yılında Takım halinde Dünya şampiyonluğu kazanılmıştır.İsmail demirci 1994-95-96 yılları arasında görev yapmıştır.

Başarılı olduğumuz 12 federasyon Başkanlığı döneminin  “3’ü aynı isim” istikrar, kesin itaat ve beynelminel başarıların arttığı dönemdir.Çünkü uzun süreli Başkanlık görevinin devam etmesi , güreşin kalkınma politikasının devamı için harcanan çabanın sonuç vermesi görülebilmektedir.Bilhassa yıllarca fila üyeliği görevini  de sürdüren Vehbi Emre, Güreşin ve güreşçinin problemlerini tanımış, çözümü için gayret sarfetmiştir.Böylece oldukça başarılı güreşçiler yetiştirmemize vesile olmuştur.

1968 yılından sonra değişen ve seçim dönemi (1993) e kadar görevde en uzun süre kalan (1980-1984) Hasan Bozbey olmuştur.12 eylül 1980 Askeri müdahalesinde etkisi olacakki hızlı değişme bir nebze yavaşlamış gibi görünmekte ise de , bu tarihten günümüze kadar 5 başkan görev yapmıştır.

Genel olarak bu dönemde Türkiye’de siyasi , hükümet içi değişiklikler ata sporundaki bu olumsuz gelişmelerin de sebebi olmuştur.hiçbir federasyon Başkanı ve üyeler güreşin kalkınması için düşündükleri programları uygulama fırsatı bulamadan ayrılmak mecburiyetinde bırakılmışlardır

bb-Antrenör Yönünden

    Federasyonların II bölüm olarak ayrılmasını gözönünde tutarak antrenörlerinde bu dönemlerarası vazife sürelerine bakacak olursak, kesin tarih olmamakla beraber yapılan görüşmelerde 1970'li yıllara kadar aynı antrenörlerin görev yaptığı görülmüştür. 

Bunlar şu isimlerdir : Onni Pellinen - Peter Paul - 1951 yılına kadar Nuri Baytorun, 1951-1961 arası Yaşar Doğu ve Celal Atik, 1961-1968'e kadar Celal Atik , Adil Candemir, Halit Balamir, Hasan Güngör, Bayram Şit, Hasan Sevinç, Nasuh Akar aralıklarla görev yapmışlardır.En uzun süreli antrenörlüğü Nuri Baytorun ve Yaşar Doğu (Ölümüne kadar) yapmışlardır.En başarılı dönem ise onların dönemidir.Yaşar Doğu'nun ölümünden (1961) sonra yine kendinin yetiştirmiş olduğu şampiyon talebeleri görev almışlardır.Daha sonra çok değişik isimler görev almıştır. 

 

 

CUMHURİYET DÖNEMİNDE GÖREV YAPAN ANTRENÖRLER

YILLAR

GÖREV YAPAN ANTRENÖRLER

1910

KEMAL TURE

1924-1937

RAUL PETER

1937-50

ONNİ PELLİNEN

1951

NURİ BOYTORUN

1952

NECATİ TOKBUDAK

1955-56

YAŞAR DOĞU –CELAL ATİK

1957-1958

 1959-1960     CELAL ATİK

1961

GAZENFER BİLGE

1963

M.DAĞISTANLI-A.CANDEMİR-BAYRAM ŞİT

1964-1965-1966-1967-1968-1969-

CELAL ATİK

1970

NURİ BOYTORUN-HASAN GÜNGÖR

1971

ADİL CANDEMİR (Avrupa Şampiyonası

1971

MUHARREM ATİK

1972-1973

MUHARREM ATİK

1974

A.CANDEMİR-N.AKAR-HASAN GÜNGÖR

1975

MAHMUT ATALAY-MEHMET ESENCELİ

1976

BAYRAM ŞİT

1977

MUHARREM ATİK-BAYRAM ŞİT-HASAN SEVİNÇ

1978

MUHARREM ATİK

1979

ADİL CANDEMİR

1980

MAHMUT ATALAY-MEHMET ESENCELİ

1981

VEHBİ AKDAĞ

1982

MAHMUT ATALAY-MEHMET ESENCELİ-BAYRAM ŞİT

1983

MUHARREM ATİK-H.İBRAHİM OKTAY

1984

MAHMUT ATALAY-MUHARREM ATİK-H.İBRAHİM OKTAY

1985

İ.KOSUKOĞLU-Y.TOPUZ-K.YILDIRIM-C.AHISKALIOĞLU-A.AKKAYA-A.ASLAN

1986

M.ARIK-HASAN KARAMAN-İ.KOSUKOĞLU

1987

M.ATALAY-İ.KOSUKOĞLU-H.İBRAHİM OKTAY

1988

M.ATİK-H.İBRAHİM OKTAY-H.GÜLAÇTI

1989

M.ATİK-H.İ.OKTAY-Y.TOPUZ

1990

Y.ŞAHMURADOV-Y.TOPUZ-H.İBRAHİM OKTAY

1991

Y.ŞAHMURADOV-Y.TOPUZ-N.GENCALP-İ.NİZAMOĞLU-H.İ.OKTAY

1992

.Y.ŞAHMURADOV-Y.TOPUZ-H.İ.OKTAY-N.GENCALP-M.AYHAN

1993

F.ŞEKER-C.AHISKALIOĞLU-M.AYHAN-M.ARAŞİLOV N.GENCALP

1994- 1995-1996

AVNİ TARHAN-YAKUP TOPUZ-R.KARABACAK

1997

O.AKTAŞ-A.AK-İ.AKGÜN-H.İ.OKTAY

1998

F.ŞEKER-A.AK-İ.AKGÜN-H.ÇİÇEK-H.İ.OKTAY

1999

F.ŞEKER-İ.GAKGÜN-H.İ.OKTAY-M.SÜLEYMANOV

2000

SERGEİ YUMİN-FEVZİ ŞEKER-SERVET AYDEMİR

2001 C.Ahıskalıoğlu(T.Dirk)-N.Gencalp-T.Ceylan-İ,Akgün-A.Kayalı
2002 İ.Nizamoğlu(T.Dir)-M.Topaktaş-S.Öztürk-T.Ceylan-R.Musaoğlu-K.Kocaağaoğlu
2003 Serbest : İsmail Nizamoğlu(TD),M.Topaktaş,S.Öztürk, T.Ceylan,K.Kocaağaoğlu

Gromen:M.Akif Pirim, Seçkin Saruhan, Mehmet Acak

 

Diğer bir tablo

1-Paul peter (Macar) 2-Onni Pellinen (Fin) 3-Nuri Baytorun 4-Halit Balamir 5-Yaşar Doğu 6-Adil Candemir 7-Celal Atik 8-Hüseyin Erkmen 9-Mustafa Dağıstanlı 10-Hasan Güngör 11-Nasuh Akar 12-Tevfik Kış 13-Bayram Şit 14-Hüseyin Akbaş 15-Mahmut Atalay 16-Hasan Sevinç 17-Mehmet Esenceli 18-Necati Morgül 19-Servet Meriç 20-Nahit Taşer 21-Mücahit Güngör 22-Necdet Uçar 23-Sırrı Acar 24-Muharrem Atik 25-Emin Tenekecioğul 26-Ömer Suzan 27-Yakup Topuz 29-Hasan Karaman 29-Hayrettin Gülaçtı 30-Salih Bora 31-Salim Bak 32-H.İbrahim Oktay 33-Avni Tarhan 34-Mehmet Uzan 35-Ali Akkaya 36-Cahit Ahıskalıoğlu 37-Cemal Bakır 38-Müzahir Sille 39-Nuri Köseahmetoğlu 40-Abdullah Benli 41-Hamdi Sancaklı 42-Serhat Karadağ 43-Mahfuz Karataş 44-Cevdet Seçer 45-Celal Taşkıran 46-Vedat Ergin 47-Ali Tokuş 48-Bilal Tabur 49-Oktay Aktaş 50-Vehbi Akdağ 51-Yuri Şahmuradov 52-İsmail Kosukoğlu 53-Ahmet Ak 54-Metin Kaplan 54-İbrahim Akgün 55-Turan Ceylan 56-Remzi Musaoğlu 57-Kamil Kocaağoğlu

 

 

NOT: Türk güreşinin büyük üstadı idol insan rahmetli Yaşar doğu'nun hayatı güreşleri ve anılarını bu sayfada bulacaksınız

sayfa şu an hazırlık aşamasındadır.