|
|
|
|
||
|
|
|
|
||
SPOR VE BİLİM Doç Dr Mehmet Türkmen
KAHRAMANMARAŞ ŞALVAR GÜREŞİ
İnsanlık tarihinin ilk ve ortak bir sporu olan güreş, iki canlının en güzel ve doğal mücadele örneğidir. Kahramanmaraş da Türk spor tarihinde engin ve Türk spor geleneğinde zengin bit yeri olan “Şalvar Güreşi” denilen bir güreş türü vardır. Diz kapak üstüyle göbek arasında yün ve özellikle keçi kılından dokunmuş, sağlam bir şort uzunluğunda ki giysi ile yapılmaktadır. Dünyada bazı benzerlerine rastlanılsa da Türkiye’de sadece bu bölgeye özgü bir güreştir. Orta ve diğer Asya steplerinden motifleşen Şalvar Güreşi bundan 20-25 yıl öncesine kadar Kahramanmaraş’ın en ücra köşesinden en merkezi yerlerine kadar ( özellikle de Afşin, Elbistan ve Göksun da) yoğun bir şekilde yapılmakta idi. Bu gün sadece Bertiz denen 36 köyden ibaret olan bir kasabada ve sadece senede bir kez yapılabilmektedir. 2005 yılından beri ise bu bile yapılmamıştır. Pazarcık’ta ki eski Belediye Başkanı Mehmet BOZDAĞ ve Gençlik Spor İl Müdürü Ahmet AK’ın gayretleriyle 2005 yılında yapılmıştır. Bilindiği gibi kültür bir ulusun tarihinden süzülüp ve ulusu ulus yapan kendi tabiatına uygun maddi ve manevi değerlerin bir bütünüdür. Bu bütünlük içerisinde yer alan gelenekler; aynı şekilde geçmişten süzülüp gelen ve o topluma bir karakter veren, insan düşüncesinin millet idealinin derinliklerine kök salmış, kuvvetli bir ihtiyacın mahsulüdürler. Bu bakımdan bir ulusun sosyal yapı ve yaşayışında dil, din ve tarih kadar önemli gösterilir. Bir takım gelenekler zamanla ortadan kalkmakta veya orijinalliğini yitirmektedir. Bu konuda çalışma imkanları da gittikçe daralmaktadır. Her geçen gün bu konularda telafisi mümkün olmayan kaybı beraberinde getirmektedir. Şalvar güreşinin de bu kayıplardan nasibini aldığı görülmektedir. Türkiye’ de yapılan yağlı, karakucak ve aba güreşlerinden stili ve tarzıyla şalvar güreşi, minder güreşine en yatkın geleneksel güreştir. Korunup kollanması ve yaygınlaştırılması halinde ileride yöremizden daha çok uluslararası düzeyde şampiyonların çıkacağı muhakkaktır. Milletlerin geçmişten süzülüp gelen maddi ve manevi kültürel değerlerini çağdaş kıymetlerle bağdaştırarak, dinamik hale getirerek ilerlemesi; aynı zamanda geleneksel kültür unsurlarını koruması millet idealinin daimi ifadesi olarak görülür. Örneğin Batı Avrupa bu arada İngiliz ve Uzak Doğu’dan Japon Muhafazakârların kendi geleneklerini koruyarak günümüz dünya medeniyetlerinin bayraktarlığını yapmaları gibi. Görüleceği gibi, geçmişte olduğu gibi bu gün de büyük milletler geleneklerine bağlı milletlerdir. Tarihin her safhasında büyük milletler arasında yer almış olan Türkler’ de varlıklarının temelini gelenekleri olarak görmüşlerdir. Ancak son 200 yıldır geleneksel kültür unsurlarına sahip çıkanlara çağdışı, buna darbe indirenlere ise çağdaş damgası, maalesef ülkemizde vurulmuştur. Hâlbuki bunun böyle olmadığı çok geç kalınsa da artık anlaşılmıştır. 1999 yılında şalvar güreşiyle ilgili Elbistanlı yaşlı ve tahsili olmayan İğde köyünden eski bir güreşçiyle yaptığım bir röportajda “şalvar güreşinde yere düşürdüğünüz rakibinize neden hamle yapmıyorsunuz? Halbuki yapsanız minder güreşine daha da uyumlu olur” demiştim. Aldığım cevap aynen şöyle idi; “ be evladım adamı yere indirip, aciz duruma düşürmüşsün, Türk töresinde böyle adamın üstüne gidilmez” demişti (18–09–1999). Bu sade ve yüzeysel görünen cevapta çok ince ve asil bir felsefenin yattığı her haliyle görülmektedir. Bu gün Japon’ların sumo güreşinin 1998 verilerine göre turizm gelirleri 1,7 milyar dolardır. Japonlar Coca-Cola reklamında dünya futbol karmasıyla futbol maçı yaptırıyorlar. Sumo güreşçilerine dünyanın en iyi futbolcularını yendiriyorlar. Sumo güreşinin sponsorluğunu yapmak için Amerika başta olmak üzere dünyanın büyük iş adamları birbirleriyle yarışıyorlar. Oysa yöremizde artık unutulmaya yüz tutmuş, mütevazi ve sahipsiz kalmış şalvar güreşi; müziğiyle, giysisiyle, tarzı, karakteristik ve her türlü özelliğiyle Türk milli kültürünün ürünüdür. Ayrıca şalvar güreşinde Türk spor geleneğinde olduğu gibi her fiziğin hakkı kategorilerle verilmiştir. Halbuki sumo güreşinde sadece 120 kg.’ ın üstündeki dev yapılı insanlar güreşebilmektedir. Üstelik şalvar güreşindeki zengin motifler (peşrevi, müziği, aracısı,vb) hiçbir başka ulusun motiflerinde görebilmek mümkün değildir. Dolayısıyla şalvar güreşini tanımanın ve tanıtmanın değeri ve lüzumu ortadadır. Çünkü medeni topluluklar içinde her milletin aldığı değer, maddi varlıklar kadar manevi varlıklarla da ölçülmektedir. Bu bağlamda, şalvar güreşinin içeriği hem maddi hem de manevi açıdan ortadadır. Yöremizde yapılmış ve zorda olsa yapılmakta olan geleneksel şalvar güreşini tarih süreç içerisinde ki tasvirleri ile gün ışığına çıkarmak; orijinal kaynaklara dayalı olarak yenilemek, bu ata sporunun bilinmeyen yönleriyle Türk ve dünya spor literatürlerine doğru yansıtmak milli bir vazife olarak telakki edilmelidir. Dolayısıyla, şalvar güreşinin yaygınlaşmasında ve organizasyonunda hazır ve istekli görünen Kahramanmaraşlı güreş yetkililerine manevi ve özellikle maddi destek sağlamak ise, bölgenin seçilmiş ve atanmış bürokratlarından ziyade iş adamlarına düşmektedir. Bu konuda imkan sağlayan ve sağlayacaklara bölgenizin bir öğretim üyesi olarak minnettarlığımı bildiririm.
Doç.Dr. Mehmet TÜRKMEN 26-5-2009 |