

TÜRK GÜREŞİNİN EFSANEVİ BÜYÜK
ŞAMPİYONU YAŞAR DOĞU DA
KARAKUCAK VE YAĞLI GÜREŞLERDEN
YETİŞEN BÜYÜK BİR DEĞER
Yandaki Resim : Rahmetli Yaşar Doğunun
Gençlik yıllarındaki çekilmiş bir resim.
Tarihi güreşlerimizden olan karakucak güreşleri asırlardır hiç bir değişiklik yapılmadan özüne uygun yapılagelmiştir.Bazı araştırmacılara göre 10 asırdır yapılmaktadır.Karakucak güreşleri Çim zeminlerde, toprak alanlarda, harman yerlerinde yapılmaktadır.Yukarıdaki resimde görülen ve diz kapağı altına kadar gelen PIRPIT denen bir giysi giyilerek yapılır.Ayaklar çıplaktır.Karakucak güreşi Türk'lerin öz ve milli güreşidir.Orta asyadan kaynaklanan bu güreşte günümüze kadar çok az küçük değişiklikler dışında aslına uygun olarak icra edilmektedir.Karakucak başka bir deyişle de serbest güreş Mancu'dan Yakut Türklerinden Moğolistan'dan Azerbeycan'dan Doğu ve Batı Türkistan'dan, Kazak ve Kırım Türk'lerine varıncaya kadar bilinen bir spordur.Oğuzlarda ve Eski Türk'lerdeki güreşin aynısı olan Karakucak güreş günümüzde daha çok yağlı güreşin olmadığı bölgelerimizde yapılmaktadır.Düğünler , Bayramlar,Festivaller, Kültürel şenliklerin en önemli organizasyonlarından birisidir.Karakucak güreşleri Davul zurna eşliğinde yapılır.
Karakucak güreşlerinde giyilen Kıspet ismi bazı yörelerde pırpıt diye adlandırılır.Bu tamamen yöresel isimlendirmeden kaynaklanmaktadır.Pırpıt genelde Kamyon branda çadır bezi, yelken bezinden yapılır.Kasnağa kesinlikle deri dikilmez.Ayrıca hiç bir bölgeye yağ sürülmesine müsaade edilmez.Karakucak Güreşleri 1925'lerden günümüze kadar Türk Güreşine gerçek manada büyük şampiyonlar kazandırmıştır.Yapılış tarzı ile Serbest güreşe benzediği için genelde festival güreşlerinde. Türkiye Şampiyonalarında Minder kiloları üzerinden : 48-53-57-62-68-74-82-90-100-130 olmak üzere 10 boy üzerinden yapıldığı olmuştur.Ayrıca organizasyonlar son derece ciddi olmakta Minderdeki usuller hemen uygulanmakta Tolerans ise 1 veya 2 kg verilmek sureti ile gerekli müsabaka titizliği sergilenmektedir.Karakucak güreşlerini Türkiye Güreş Federasyonu Merkez Hakem Komitesi üyeleri uluslar arası kariyere sahip Milli ve Üst kategori hakemler tarafından yönetilmektedir.
Güreş Federasyonu tarafından karakucak güreş yönetmenliği hazırlanmış olup müsabakalar bu yönetmelik esasasları dahilinde tüm Türkiye genelinde yapılmaktadır.
KARAKUCAK GÜREŞLERİNİN GENELDE YOĞUN YAPILDIĞI BÖLGELER
1-KAHRAMANMARAŞ 2-SİVAS 3-TOKAT 4-ÇORUM 5-AMASYA 6-ANKARA-7-ADANA 8-MERSİN 9-KAYSERİ 10-SAMSUN 11-ARTVİN 12-ERZİNCAN 13-MALATYA 14-ERZURUM 15-KARS 16-YOZGAT VE DİĞER İL VE İLÇELERİMİZ
MÜSABAKA SÜRELERİ : Genelde minder usulu 6 k sonra 3 dk uzatma şeklined yapılır
DÜZENLENEN KATEGORİLER
a-BÜYÜKLER B-GENÇLER C-YILDIZLAR
YÖRESEL FARKLILIKLAR
1-KÖPRÜLÜ KARAKUCAK GÜREŞLERİ : Minder güreşinin hemen hemen aynısı olan bu güreşlere genelde Çukurova bölgesinde rastlanır.Minder güreşine çok önemli bir benzerlik arzettiği için mutlaka yapılmasında büyük fayda vardır.
2-Diğer yörelerde ise Köprü ye gelen güreşci ve göbeği gün gören yenilmiş sayılır.
KARAKUCAK GÜREŞLERİ TÜRK GÜREŞİNİN VAZGEÇİLMEZ ALT YAPI KAYNAĞININ BİLHASSA MİNDER GÜREŞİNE EN ÖNEMLİ ALT YAPI KAYNAĞIDIR.Son yıllarda meydana gelen ekonomik hadiseler nedeni ile düzenlenme sayısında çok büyük düşüşler olmuş ve bunun mutlaka önüne geçilmesi yeniden bu güreşlerin ihya edilmesi için gerekli çabanın gösterilmesi gerekmektedir.
TÜRKİYE GÜREŞ FEDERASYONU
8 PİLOT BÖLGE KARAKUCAK İL TEMSİCİLERİ
8 PİLOT BÖLGE MERKEZİ
1-ANKARA : Murat ATMACA
2-İSTANBUL : H.İbrahim OKTAY
3-İZMİR : Hanefi CENGİZ
4-KONYA . Seyit EFE
5-KAHRAMANMARAŞ : Mehmet EROĞLU
6-TRABZON : Tufan TOPUZ
7-ERZURUM . Zekai KAYA
8-SİİRT : Selman MÜLAYİM
T.C
BAŞBAKANLIK
GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
GÜREŞ FEDERASYONU BAŞKANLIĞI
KARAKUCAK GÜREŞ KURULLARI LİSTESİ
YÜRÜTME KURULU:
1-Mehmet ESENCELİ (Başkan )
2-Hasan Sevinç
3-Güngör Gencay
4-Osman Sayın
5-Ali Akkaya
TEKNİK KURUL
1-Ali Rıza Alan (Tokat)
2- Talat Tezel (K.Maraş)
3-Ayhan Taşkın (Hatay)
4-İsmail Zurnacı (Artvin)
5-Ahmet Bayram (Amasya)
6-H..İbrahim Kavi (Kocaeli)
7-A.Seydi Korkmaz (Malatya)
8-İlyas Kölük (Adana)
9-Zafer Altuğ (Erzurum)
9-Ruşen Çetin (Çorum)
EGİTİM KURULU
1-Metin Kaplan (K.Maraş)
2-Zekai Erten (Denizli)
3-Mahmut Acak (Malatya)
4-Hayrettin Baydur (Sivas)
5-Mustafa Demirkıran (Samsun)
6- Mehmet Eroğlu (K.Maraş)
7- İlhami Topaloğlu (Erzurum
8-Ruşen Çetin (Çorum)
9-Hüseyin Çolakoğlu (Aksaray)
BÖLGE TEMSİLCİLERİ
1-H.İbrahim OKTAY (İstanbul)
2-Hanefi Cengiz (İzmir)
3-Seyit Efe (Konya)
4-Murat Atmaca (Ankara)
5-Mehmet Eroğlu (K.Maraş)
6-Selman Mülayim (Siirt)
7-Zekai Kaya (Erzurum)
8-Tufan Topuz (Trabzon)
ORGANİZASYON KOMİTESİ
1-Ömer SUZAN (Ankara )
2-Mustafa Çetin (Adana)
3-Ömer Ersöz (İçel)
4-Vasfi Şen (kırklareli)
5-Erdoğan Karaali (izmir)
6-Talip Okutan (Ordu)
7-Cengiz Karakız (K.Maraş)
8-Tufan Topuz (Samsun)
9-Ahmet Bayram (Amasya)
HAKEM KOMİTESİ:
“Karakucak hakem komitesi mevcut merkez hakem komitesine bağlı olması nedeni ile yönetmenlik gereği MERKEZ HAKEM KOMİTESİ BU İŞLEMİ yürütmekle yükümlü bulunduğundan hakem komitesi oluşturulmamıştır.”
Karakucak hakem faaliyetlerindeki atamaları Merkez hakem komitesi tayin edecektir.
KARAKUCAK GÜREŞLERİ
GÜREŞ KURULTAYI
7 Ocak 2001 Pazar-ANTALYA
KURULTAY KİTAP NOTLARI
|
Oturum Başkanı: Mehmet AKZAMBAK
1. Karakucak Organizasyonu ve Yönetimi Mehmet AKZAMBAK Eski Güreş Federasyonu Başkanı
2. Karakucak Güreşinin Bugünkü Durumunun Değerlendirilmesi Zafer ALTUĞ Emekli Milli Eğitim İl Müdürü
3. Karakucak Güreşinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Sabahattin ÖZTÜRK Dünya Şampiyonu Milli Güreşçi
4. Karakucak Güreşinde Hakemlik Müessesesi Musa ARIK Uluslararası Hakem-Ankara
5. Güreşçilerin Sorunları Öğr.Gör.Metin KAPLAN Sütçü İmam Üniversitesi, BESYO- Kahramanmaraş
|
|
|
D İ Ğ E R K O N U Ş M A C I L A R |
|
|
Ercan YILMAZ |
E Kategorisi Hakem-Sakarya |
|
Mehmet ESENCELİ |
Avrupa Şampiyonu-Kahramanmaraş |
|
Talat TEZEL |
Güreş Antrenörü-Göksun/Kahramanmaraş |
|
Osman DEMİR |
Gazeteci- Yazar-Artvin |
|
Kamber GÖKAY |
Emekli Spor Şube Müdürü-Çorum |
Ömer ERSÖZ |
Bölge Fahri Antrenörü-Mersin |
|
Sadettin YÜCEL |
Uluslararası Güreş Hakemi-Kahramanmaraş |
|
Dursun Ali KISHALI |
Hakem ve Güreş Antrenörü-Erzurum |
|
Hasan ARSLAN |
Güreş İl Temsilcisi-Malatya |
|
Hasan SEVİNÇ |
Güreş Antrenörü-Turhal/Tokat |
|
Ender BÜYÜKERŞEN |
E Kategorisi Hakem-Ankara |
|
Nusret ATİK |
Hakem-Bursa |
|
Salim ATICI |
Bölge Fahri Antrenörü-Samsun |
Oturum Başkanı Mehmet AKZAMBAK: Konuşmacıları davet ediyorum. Emekli Milli Eğitim İl Müdürü Zafer ALTUĞ Bey, “Karakucak Güreşinin Bugünkü Durumunun Değerlendirilmesi” konusunda, Dünya Şampiyonu Milli Güreşçi Sabahattin ÖZTÜRK Bey “Karakucak Güreşinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda, Milli Hakem Musa ARIK bey “Karakucak Güreşinde Hakemlik Müessesesi” konusunda ve son olarak Sütçü İmam Üniversitesi Öğretim Görevlisi Metin KAPLAN hocamız “Güreşçilerin Sorunları” konusunda konuşma yapacaklardır. Değerli Kurultay Üyeleri; “Karakucak Güreşi" oturumuna hepiniz hoş geldiniz. İlk konuşmacı olarak buyurun Zafer Bey.
Konuşmacı: Zafer ALTUĞ
Emekli Milli Eğitim İl Müdürü
Konu: Karakucak Güreşinin Bugünkü
Durumunun Değerlendirilmesi
Sayın Başkan, Değerli Divan Üyeleri; sizlere karakucak güreşinin bugünkü durumunu anlatarak değerlendirmesini yapmaya çalışacağım. 32 yıldır en kötü dereceyi Sydney Olimpiyatlarında aldık. Artık kükreyen o aslanları seyredemiyoruz ve göremiyoruz. Hani nerede güreşin Koca Yusufları, Yaşar Doğuları, Dağıstanlıları? Meydanlar kurulup davullar vurulduğunda yiğitlere meydan dar gelirken, kültürümüzün bir parçası olan ata sporumuz güreş, nakış nakış işlenmeye başlar. Çayırda cazgır seslenir; “El paçada diz yerde, güreşelim düz yerde, vur sarmayı kündeden at, verelim Hazreti Muhammed’e salavat”. Diğer bir seslenişte; “Hani Ali, hani Veli işte Kurtdereli”. Bu sesler çimenden gelen sesler, bu sesler bayrağımızı göndere çektiren, yiğitlerin yetiştiği yerlerin sesleri, açıkçası karakucağın sesidir. Bu ses Tokat’tan, bu ses Kahramanmaraş’tan, bu ses Çorum’dan yükselir. Toylarda, düğünlerde, Cumalarda ve Pazarlarda hep spor olarak karakucak güreşini görürüz. İşte Atlılar, Atalaylar, Akbaşlar, Dağıstanlılar, Yerlikayalar ve Karabacaklar çimenden çayırdan hep karakucaktan geldiler. Öyleleri geldi geçti ki, insan dinlerken gururlanıyor ve heyecanlanıyor. Ben kısaca bir anımı anlatmak istiyorum. 1985 yılında Çorumda yapılan okullararası güreş müsabakasına güreşçileri götürmüştüm. 68 kilodan çok ümitliydim. Bir maçında 1-0 kaybetti. Biraz sıkıntılı ve sinirliydim. Şöyle şeref tribününe doğru yürürken, orta boylu ve tıknaz birisi beni yanına çağırdı. Bir çay içtik, sohbet ettik. Sordum! kimdi diye? İsmi Abidin Güler, lakabı “döver biçer”. Başta, başaltında güreşler yapar ve o boylarda birinci olurmuş. Minderlerde adını duymadık ve görmedik. Gençliğinde Almanya’ya gitmiş emekli olmuş ve dönmüş. İşte böyle çok yiğitler bu çimenlerden, karakucaklardan gelmedir. Bu durumu anlatabilmek için veya karakucağımızı ifade edebilmek için biraz daha geriye dönmek gerekir. Ben Erzurum’un Pasinler ilçesinde 1955-60’lı yılları arasında öğrenci iken, gözümüzü açtığımızda hep güreşi görürdük ve onu yaşardık. O zaman voleybol, basketbol hiç yoktu. Futbolu ise ancak çocukların ve gençlerin %3 veya %5’i oynardı. Bugün ise köylerimizde çocuklarımız futbol takımları kurmuş futbol maçı yapıyorlar.
İlkbahar ayında ilçemizde geleneksel “Yedi Hafta Cuma Güreşleri” yapılırdı. Geçmişi tarihimiz kadar eski Cuma güreşleri halen devam etmektedir. Cuma günü oldu mu bütün köyler ilçeye inerler, davul ve zurnalar vurulur, Cuma namazından çıkıldı mı mahşer olurdu. Mahşer! Gerçekten hayal mi acaba, bunlar geride mi kaldı? Meydan kurulur, köylüsü ve kentlisi iki gruba ayrılırdı (Aşağı Pasinler, Yukarı Pasinler). O zaman tartı yoktu ve güreşçiler birbiriyle eşleşirdi. Cuma Güreşleri 1970’li yıllardan sonra tartıyla yapılmaya başlandı. Kültürümüzün ve yöremizin en önemli aktivitesinden biri spor olarak, sadece onu yaşadık ve onu gördük. Bu, güreş sayesinde oldu. Küçücük bir kaza olan Pasinler’den ordulararası Dünya Şampiyonu, yıldızlarda Dünya Şampiyonu, Balkan Şampiyonu ve derece yapan bir çok güreşçiler çıktı. Bu güreşçilere Mustafa Sarıcalar, Rahmetli Hacı Süerler, Atalaylar ve hepsine bu meydanlar tanıktır. O çimenlerde güreş yapmışlardır. O, Hasankale’nin karakucak güreşlerinde ve şu anda Sayın Esenceli, Sebahattin Öztürk denince yıllarca burada güreş yaptıkları ve güreşi idare ettiklerini biliyoruz.
Tortum, Oltu, Dumru yine Erzurum’un Pasinler’i kadar önemli güreş kaynaklarındandır. Avrupa Şampiyonu, Akdeniz Oyunları Şampiyonu ve Dünya üçüncüsü çıkaran Erzurum, bu yıl Türkiye Şampiyonası’na güreşçi gönderemiyor. Bu yılki Türkiye Şampiyonası’na Erzurum’dan güreşçi gitmiyor. Amacım Erzurum’u anlatmak değil, amacım Erzurum’u anlatırken, kaynakları daha zengin olan Kahramanmaraş’ı, Çorum’u, Tokat’ı, Sivas’ı, Amasya’yı anlatmak istiyorum. İşte, şampiyonlar bu kaynaklardan ve bu çimenlerden yetişiyor. Bunlar kurudu ve kurumak üzere. Artık çocuklarımız pırpıtlarını alıp çimenlere gitmiyor. Köylerde futbol maçları yapıyorlar. Ben zamanınızı almış olmayayım. Kısaca bir şey ifade edeyim ki 1968 yılında televizyonlarda Beyaz Gölge diye basketbol dizisi vardı. Bu dizi ile basketbol Türkiye’de başladı ve bugün Avrupa’da basketbol da söz sahibiyiz. Burada sporun dizi film olarak ekrana yansımasının önemini görüyoruz. Bu tabii ki Sayın Ömer ERSÖZ’ün dediği gibi “özenti” dir. Özenti tabi ki. Çocuk kalkıyor ve onu görüyor. Şimdi biz, birisi Dünya şampiyonu oluyor, Dünya şampiyonası oluyor, İstanbul da, Ankara da veya bir Avrupa Şampiyonası, ne kadar acı ki biz bu şampiyonayı kendi televizyonlarımızda izleyemiyoruz. İnanın en acı tarafı burası. Güreşi seven insanlar, için için çırpınanlar, güreşi nasıl izleyeceğiz diye sızlanıyorlar. Ben bir gün televizyonu kırdığımı hatırlarım. Televizyonun başında bir dünya şampiyonası izleyeceğim, vermiyor. Siz eğer bu güreşin sohbetini yapmazsanız, seyretmezsiniz. Günlük sohbetimizde bu olmazsa bunu elbette ki biz kaybedeceğiz, kurutacağız ve kurutmak zorundayız. Bu basında olmalıdır. Kaynaklarımız o kadar büyük o kadar geniş ki; bunlardan istediğimiz kadar dizi ve film olur. Her şey yapılır. Eğer anlattığımız bu kaynaklar yeniden vücuda gelirse, bu karakucaklar yapılırsa, fertlerimiz çocukların elinden tutup, abisi, kardeşi, akrabası, onu seyretmek için gelecektir. Şampiyonlar böyle çıkmıştır. Kahramanmaraş’ta güreşlere gittim, izledim ve gördüm. Bugün onları bulamıyoruz ve yaşayamıyoruz. Bitmek üzere olan bunlar, üzüntümüzdür. Asıl minderde bitmiyor güreş, karakucaklarda bittiği için minderde de bitiyor. Yağlı güreşten mindere geçiş pek zor oluyor. Güreşçilerin kas yapıları ve çalışmaları itibarıyla yağlı güreşten mindere geçiş zor oluyor ama karakucak güreşinden mindere geçmek çok kolaydır. Oradan aldığımız genci istediğimiz ölçüde minderde yetiştirebiliriz. Şimdi ne yapacağız, çaremiz ne? Şöyle zannediyorum ki 14-15 yıldır Türkiye’de Karakucak şampiyonaları yapılmıyor. Ercan YILMAZ kardeşimizin “niye yapılmıyor?” sorusu yerindedir. Yıldızlarda ve gençlerde yapılıyor. Ama büyüklerde Karakucak Türkiye şampiyonası yok. Sayın Esenceli’nin belirttiği gibi maalesef eski şampiyonalar yok. İnanıyorum ki yok. Yani bunların olması gerekir. Bunu vatandaşımız seyredecek. Yine Sayın Esenceli’nin tespitinde olduğu minik ve yıldızlarda da bu iş üstün körü yapılmaktadır. Bakınız bu konuda Sayın Salim ATICI’da bu işin ciddi yapılmadığını söylemektedir. Ben kendisine şahsen katılıyorum. Sayın AKZAMBAK’ın “ciddiyetin olmadığı yerde sistem yürümez, sistemin yürümediği yerde o sistemi bozup yerine yenisini kuracaksın” sözlerine katılıyorum. Şimdi bu şampiyonaların yapılması gerekir. Halkın doyurulması gerekir. Buna çekilmesi gerekir. Eğer bunun temaşası ve sohbeti olursa bu yaşanır ve devam eder. Ben güreşçilerden bu konuda biraz daha sıkıntılıyım. Güreşlerde anlaşıyorlar efendim. Bir boyda diyelim 30-40 tane 50 tane güreşçi var. Orada iki müsabaka izleyebilirsiniz. İyi olan iki güreşçiyi birbirleri ile güreştiğinde onu izleyebilirsiniz. Seyrediyoruz efendim. O iki güreşçi karşı karşıya geliyor ve birbirine yatıyor. Güreşi bilen, yapan ve izleyen seyircilerimiz çok iyi anlıyorlar. Hiç aldattıklarını sanmasınlar. İnanın bir dahaki güreşe gelmiyorlar. Niye? Anlaşma var diye. Sayın AKZAMBAK’a, güreşçilerin yönetmeliklere uymadığı konusundaki görüşüne katılıyorum. Sayın Akzambak, ben şunu söyleyeyim; yönetmeliğimiz de var. Yazıyorum afişlere anlaşmalı güreşçiler diskalifiye edilecektir. Ama güreşçilerimiz yine de bunu yapıyorlar. Bu yapıla yapıla geldiğinden seyircimizin bir çoğunu böyle kaybettik. Bunun üzerinde basa basa durulması gerekir. Bu çok önemli efendim. Dediğiniz gibi yönetmeliği federasyon faaliyetinde belirtmek lazım gelir. Sayın Musa ARIK’ta karakucaklara giden güreşçilere yolluk mu yoksa ödül mü verildiğini merak etmektedir. Kendisine buradan cevaben yolluk ve ödülün verildiğini ifade etmek isterim. Sayın ARIK, ayrıca “buna göre yolluğu kaldırıp oraya normal ödül konursa ve o ödüle güreşilirse, bu anlaşmanın daha da az olacağını, güreşçi yolluğu aldığı zaman zaten ben ödülümü aldım diye ondan sonra örneğin Mehmet Esenceli’yi şampiyon edeceğini ve herkes ona göre çalışacağını ve sonunda, Mehmet Esenceli şampiyon olacağını” söylemektedir. Bu görüşüne de katılıyorum. Yine Sayın Salim ATICI’nın dediği gibi sıkı güreşecek başka bir güreşçi varsa oda makasa alınmaktadır. Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür eder saygılarımı sunarım.
Oturum Başkanı Mehmet AKZAMBAK: Ben en sonda anlatayım. Nasıl arzu ederseniz isterseniz? Sabahattin Öztürk siz mi yoksa ben mi konuşmaya başlayacağım? Tamam şimdi ben konuşmaya başlayım.
Konuşmacı: Mehmet AKZAMBAK
Eski Güreş Federasyonu Başkanı
Konu: Karakucak Organizasyonu ve Yönetimi
Değerli katılımcılar; öğretmenlerimiz olmasaydı bizler bu seviyeye gelemezdik. Bizde bundan sonraki geleceklerin daha iyi yetişmeleri ve başarıları için bir takım vazifelerimiz var. O vazifeleri yerine getirdiğimiz müddetçe biz mesut oluruz. Yoksa içimizde bir sıkıntı ile ömrümüzü tamamlarız. 70’in üzerindeyim şimdi. Seydişehir’de Samanpazarı diye bir yer var. Küçük yaşlarımda 1930-35 senelerinde orda Samanpazarında baharda falan, yaza doğru genç çocuklar böyle altlarında kispet çayırlarda güreş oynarlardı. Bizde koşardık, ne yapıyorlardı? Meğerse güreş yapıyorlardı. 1930-35’lerde ama 150-200 tane genci nerden buldular. Vücutları pırıl pırıl güzel insanlar. Konya orta mektebinde okurken, Konya İdman yurdu yıllarında Dinarlı Mehmet, Cimlandos ile güreşiyordu. Evet Sayın Nusret ATİK’in belirttiği gibi Dinarlı Mehmet 85 yaşında Bursa’da vefat etmişti. Dinarlı Mehmet, meşhur değil mi? yıllar sonra tanıyorlar. Televizyonlar gibi iletişim araçları yok, kafanızı başka şeylerle karıştırmıyor oraya yöneliyorsunuz. Londra da Olimpiyatlar var. Ben, fakültede okuyorum. Hadi olimpiyatları kim kazandı, kim kazanmadı puanlama başladı. Ben puantajı o zaman öğrendim. Ali Yücel İstanbul Spor Sergi Sarayında ilk Dünya Şampiyonu oldu. Rahmetli Eşref Şefik anlatıyor. Heyecanlı, millet heyecanlı, yalnızca ülkede radyo var. Ankara’ya geldiler arkadaşlarımız. Ankara tren istasyonuna 10 bin kişi dökülmüşler. Millet heyecan içerisinde, 19 Mayıs Stadyumu içerisinde güreşler yapıldı. Orada gösteri mahiyetinde güreşler yaptılar. Finlandiyalıları yendiler. Ondan sonra devam etti. Güreş Federasyonu Başkanlığı 1970 senesinde daha önce tabi emniyet teşkilatının güreşçilerini yetiştiriyordum. Japonya’ya gittim ama Japonya’ya gitmeden önce 1967 senesinde affedersiniz Berlin’de ihtisas yapıyordum. 1967 senesinde bir faaliyet yapıyorlardı. Almanya’ da 12 ila 13 yaşındaki çocukları yetiştirmeye başladılar. 1967’de, meğersem 1972 Olimpiyatlarına hazırlığa başladılar. 13 yaşındaki çocuk 5 sene sonra 18 yaşında olacaktı. Tam kıvamında, 5 senede bunları hazırlıyorlar.
1970 senesinde federasyona geldim Japonya’ya gittim. Tabi güreş federasyonunu almadan. Japonya’daki bütün müesseseleri tetkike başladım. Orada bir ay kaldım. Japon Güreş Federasyonu başkanı ile dostluk kurduk. Türkiye ye geldiğimde mayıs ayı içerisinde Avrupa şampiyonası vardı. Federasyondan bana ne antrenörlük verdiler, ne de takım verdiler. Hiçbir şey yoktu. Ahmet Ayık güreşi bırakmış, takım dağılmıştı. “Ne yapalım” diye düşündük, Türkiye’de ne var? Karakucak var, gelin bir karakucak elemesi yapalım. Şöyle bir tane toparlama yaptık. Dedik ki; “birinci olanları kampa alalım”, dedim ki; “ikinciyi de alalım”. Niye? Şansızlığından bir puan kaybetti diye onu dışlamayalım. Ali Rıza Alan ikinci oldu. Onu da alalım dedim. Edmonton da Dünya Şampiyonu oldu. Mehmet Uzunlar ve bütün arkadaşları da böyle başarı kazanmışlardır. Bunlar nerden kazandılar, nasıl oldular böyle? Yani bunların kaynağı ne? Efendim hepsi Karakucak! Yani karakucak nedir kardeşim? Ankara’da Atıf Kahraman diye eli öpülecek insan var. Atıf Kahraman alim, filozof bir adam, şimdi 80 yaşının üzerinde. Geçen gün kendisi ile konuştum. Atıf Kahraman dedi ki “Mehmet Bey, Orta Asya’dan gelmişsiniz, kavimler akıyor, Orta Asya Türkleri neden kuvvetli, biliyor musunuz? neden ayak oyunlarında biz kuvvetliyiz”. Efendim Sayın KAHRAMAN “at sırtındasın” diyor. “Yüzyıllar boyunca ata oturmaktan, kalça eklemindeki değişimden denge özelliği gelişmiş”. İşte bu denge bizi başarılı yapıyor. Niye Hüseyin Akbaş topal bacağı ile şampiyon oldu biliyor musun? işte o dengeden dolayı olduğunu söyledi. Hüseyin Akbaşı kim buldu? Hüseyin Akbaş çobanmış. Eğer o zamanlar sakat sporcular Olimpiyatları olsaydı, ölünceye kadar Dünya şampiyonluğunu bırakmazdı ve herkesi devirirdi. Dediler ki; “tüm sporcuların çoğu serbestten geldi”. Peki ama greko - romenler var? Serbest yapan greko - romende yapar. Ne yapalım o zaman? Nerde bu karakucak, karakucaktan başka ne var? Aba güreşi var, şalvar güreşi var efendim. Nedir bunlar efendim? Kahramanmaraş’ta şunu yaparlar, Hatay’da bunu yaparlar. Peki nerde? Sayın Atıf KAHRAMAN, “Bir boydan geliyor” dedi. Bir kısmı gelmiş Karadeniz’den, Doğudan, Çorum, Amasya havalisine yerleşmiş. Bir kısmı gelmiş, Kahramanmaraş havalisine yerleşmiş. Bir kısmı gelmiş, Denizliye yerleşmiş. Bunlar bir nevi kol gibi, damarlar gibi. Mesela Eskişehir’de yok, bunlar hem düğünlerde yapabilir ama bir organizasyon yok. Birkaç ağa, belediye veya muhtarlık. Bunlar toplanırlar, düğünlere giderler ve sonbahar geldiği zaman ve sezon sonunda karşılaşma yaparlar. Bunu insan bir düzene sokar. “Peki, ama” dedim. Yani hangi köylerde var. İsmet Sezgin zamanında 20 bin tane köye mektup yazdım. Kaymakamlara ve valilere yazdım. Gençlerden 12, 13 ve 15 yaşlarında toplayıp bunlardan bir seçme yapalım. O zaman öyle bir seçme yaptık. 1970-71 yıllarında, arkadaşlar dediler ki; bir kere bir insan, küçük yaşlarda alınıp o muayyen testlere tabi tutulduktan sonra, yaptıracağın sporda kalitesini yükseltmek gerekir. Yani eğitimle, bilgiyle, psikolojik yapısıyla, istikbali ile ve onun geleceği ile ilgili eğitim. Türkiye’de sporun politikası yok. Sporu tabana yayacaksın ve yayıldıktan sonra onun kalitesini yükselteceksin. Piramit gibi. Peki Türkiye’de tabana yayılmış ne var? Köylerde karakucak var. Karakucak, köylerde yayılmış artık. Yeni bir malzemeye gerek yok. Malzeme orada kum gibi hazır duruyor. Bakınız Sayın Kamber GÖKAY’ın dediği gibi; “bu malzemeyi şekillendirmeliyiz”. Kaliteyi değerlendirebilmek için küçük yaşlarda alacaksın. Birde küçük yaşların dışında yetişmiş olanlar var. Onlar ayrı bir grup. Onların sen müsabakalarını yap, onları şöyle bir yönetmelikle sisteme bağla. Tabi ki o zaman bu yönetmelik çıktı. Asıl mesele o kaynağı ve hevesi artırmaktır. Yani karakucak yaparsan bunun istikbalde teminatı var. Dünya Şampiyonu olduğu zaman onun heykelini dikeceksin.Türkiye’de reklamı olacak, babası reklam edecek. Biri şampiyon olduğunda, 500 tane cumhuriyet altını vereceksin. İstikbalini garanti edeceksin. Bu projenin içinde yazıyordu. Ha mesele ne? Esat GÜÇHAN federasyon başkanlığına geldiklerinde, dediler ki “ağabey ben sizi federasyon dışında görmek istemiyorum”. Peki sizin federasyonunuza nasıl yardım edebilirim? Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü yaptım. Vali kadrosundan emekli oldum ama federasyonda üye olarak çalışmam iyi karşılanmaz. Size bir koordinatör gibi ama şu şartlarla; (1) Federasyonumuzda yurt dışı seyahatlerine beni almayacaksınız, (2) Yöneylem araştırması yaptıracaksınız ve Türkiye’nin güreşi üzerinde istatistiksi araştırma yapacaksınız, (3) Karakucak projesini realize edeceksiniz. Kabul mü? “Tamam abi” dediler ve bende kabul ettim.
Celal Bey o zaman ki bakana anlattı. Vakıflar Bankası o zaman 27 tane köye 150 milyon verdi. Kısaca anlatayım. Kaymakamlara vilayetlere mektup yazdık. Her köyden, ilkokulların tatil zamanında, 12 yaşındaki çocuklardan köyde seçme yapılacak. Mayıs ve Haziran aylarında seçmeden çıkan çocuklar kazaya gelecekler ve kazada takım oluşturulacak. Takımın 1, 2 ve 3’üncülerine şu kadar para verilecek. Kazadaki takımlar vilayete gidecekler. Vilayette, vilayetin takımı oluşacak onlarda 1, 2 ve 3’üncü kişilere para verilecek. Eğer kazadaki çocuk orada da kazanırsa, oradaki parayı da alacak. 16 vilayetteki takımlar 1, 2 ve 3’üncü olanları sıkletlerine göre Türkiye Şampiyonasına gelecekler. Türkiye Şampiyonasını Amasya veya Sivas’ta yaptık. Tam hatırlayamıyorum. Evet Sayın Kamber GÖKAY’ın doğruladığı gibi Sivas’ta yaptık. Gaziantep seçmelerine Kenan Evren Paşa geldi. 16 takımın Türkiye Şampiyonası yapıldı. Zannederim Türkiye Şampiyonu olan kişiye o zaman 450 bin TL para verildi. Kazada ve vilayette şampiyon olan nerdeyse 800-900 bin lira para alıyordu. O çocukları bir mektebe alacaksın. Orada lisan öğrenecek, bilgisayar öğrenecek. Affedersiniz yeme içmeyi öğrenecek, beşeri ilişkiyi öğrenecek. Affedersiniz bir Hilton oteline gittiğinde kapıyı açarken sersemleşmeyecek. Yani köyden gelmiş yabancı bir insan değil, dans etmesini bilecek. Türk müziğini çalabilecek. İcabında araba kullanabilecek. Orası sırf güreşçi yetiştirecek değil. İstikbalde bu insanlar Beden Terbiyesi Kadrolarını oluşturacak ve liseyi okuyacak. Üniversite imtihanlarına girdiğinde kazanırsa, daha yükseğine devam edecek ama devlet yardım edecek. Tabi büyük kapasitelerde değil. Pamukpınar İlköğretim Okulunda iken, 3’üncü sınıflar vardı. Dedim ki 12 yaşındaki çocukları bunlardan ayıralım. Tamamen gençlerden olsun. 12 yaşındaki çocuk bir sene sonra 13, iki sene sonra 14 yaşına girer. Ama orada yine 11 yaşındakiler aynı yaş grubunda oldukları için bir tehlike olmaz. Böyle devam etti. Nasıl ki Hüseyin Akbaşın şampiyonluğunu onu getiren adam görmüş veya görmemiştir.Onun için sizler için ve benim içinde muammadır,kim o adam diye. Geçen sene Ankara’da Dünya şampiyonası oldu. Şeref Eroğlu yanımdan geçerken gözlerim yaşardı.Türkiye’de şehirler vardır, isimsizdir hepsi. Gözümüzün yaşarması sebebi sevinçti. Bir eser meydana getirmişsiniz, senin içinde o gururu yaşayabiliyorsan, o stadyumlara gelip güreş seyredenlerin heyecanını hissedebilirsin. O heyecanı yönetici duyabilirse, Türkiye’de başarmamanın imkanı yok. İsmet ATLI hocanın bir yazısı var. Onu okuyayım size. Şahmuradov demiş ki “bu sistemi nasıl buldun?”. Şahmuradov oraya geldi. İlk idmanı da o verdi. Rusya milli takımının baş antrenörü. İyi veya kötü. Beni enterese etmez, bana verdiği fikirler önemli. Güreşin meselesini konuşmaya başlarsam sabahlara kadar bitmez. Asabım bozulacak mesele minderde değil. Güreşin asıl meselesi minderde değil minderin dışındadır. Minderin dışında güreşi Teşkilatlandıramadık, müessesleştiremedik. Böyle toplandılar yapılacağı daha önceden niye yazılmadı? Her şeyi federasyon başkanı yapsın. Eğer o kadar güçlü ise Meclise de, Cumhurbaşkanına da gerek yok o yapsın. Biraz daha anlayışlı olalım. Bütün meselenin bizim sistemsizlikte bu müesseseleşme olmadığı için bu sistem yozlaştı. Pırıl pırıl aldığının yerine torpille başkasını aldın. Başkası geldi, kıramadın onu da aldın. Torpilliler de girdi ve su kaynaktan çıktığı gibi akmadı. Nazmi Avluca ve Şeref Eroğlu çıktı. Bilmiyorum şimdi İlköğretim okulunda kimler kaldı, kimler kalmadı?
1970 senesinde Tokat’a gittim. Tokatta bir gazeteci hanım vardı. Orada ilk güreş eğitim merkezini Tokat’ta kurmaya çalıştık ama gücün ne kardeşim o zaman cebimdeki para ile ancak Sitelerde lahmacun yemeye gidebilirdik. Sistem olmadığı için biz bu konuşmayı ömrümüz vefa ederse birkaç sene sonra yine yapacağız. İş maddiyata dönüştü. Mesele şurada eğer antrenör kendi istikbalinden emin olursa, antrenör aç kalacağım korkusundan uzaklaşırsa, ihtiyarladığı zaman ekmek kaygısı olmazsa, doktor bulunursa, çocuklarının eğitimini yaptırabilirse, güreşçide o hırsını gücünün sonuna kadar maddi durumu iyi olduğu için devam ettirirse, yöneticilerde bugün buradayız yarın tayinimiz çıkacaktır korkusundan kurtulursa, antrenörde aynı düşüncelerde olursa, hakem beni “Karahisar feneri” yaptılar demezse, o zaman bu düzen kurulur. Yoksa bu düzen devam ederse, hüsran içinde kalınır. Saygılar sunarım. Allah muvaffak eylesin.
Buyurun Sabahattin Bey. Şimdi, karakucak güreşinin sorunları ve çözüm önerileri konusunda görüşünüzü alalım. Herhalde siz bizden daha ileri adımlardasınız. Bizde sizden istifade edelim.
Konuşmacı: Sabahattin ÖZTÜRK
Dünya Şampiyonu Güreşçi-Sivas
Konu: Karakucak Güreşinin Sorunları ve Çözüm Önerileri
Değerli dinleyenler,hocalarım, şimdi daha kalabalık bir kitle olsa daha güzel olurdu. Karakucak madem Türk güreşinin temeli veya alt yapısı, bugün işte bunu sadece hakem arkadaşlar ve eski şampiyonlar dinliyor. Şimdi bizim yöremizde Sivas’ta, Tokat’ta, Erzincan ve Erzurum dahil olmak üzere karakucaktan yetişen insanlar var. Biraz önce bahsettiğim okullar ne kadar? Türkiye’ye şampiyon sporcu yetiştirdiyse onun belki de kat kat fazlasını karakucak müessesesi yetiştirmiştir. Şahsım bir hevesle babamın eski bir güreşçi olması nedeniyle güreşe karakucakçı olarak başladım. Kendim istiyordum. Babamda “minder güreşçisi,Türkiye Şampiyonu ol oğlum ben olamadım” diyerek başlattı. Türkiye Şampiyonu olduktan sonra biraz daha ileriye giderek Avrupa ve Dünya hedeflendi. Bu hedeflerde kendi düşüncemdi. Ben doğduğumda, 1970 yılında Dünya Şampiyonu olan Ali Rıza Alan’dı. Aynı şampiyonluk 23 yıl sonra işte bana nasip olmuş. Şimdi şahsım karakucaktan gelen bir insan olarak güreşlerim bittikten sonra, haliyle herhalde aslımıza döndük yine. Karakucak organizasyonları ve ağalıklar yapmaya falan başladım. Çok sevdiğim bir iş. Tabi bu arada karakucaklarında bizim bıraktığımız gibi olmadığını da gördüm. Sayın başkanım; sizler belki Ankara da, İstanbul’da yüzeysel olarak bazı şeyleri duyuyorsunuz işitiyorsunuz ama karakucak bölgelerinde sorunlar o kadar büyük hale gelmiş ki her müessese, hakemlik, sporculuk veya idarecilik, müessesesi çıkar peşine düşmüştür. Sayın hocam işte sporcuların anlaşmalarından bahsetti. Ben ona da şahidim ama güreşin üzerinden büyük paralar götüren işte kaymakamlık, belediye veya bir dernek onları da gördüm. Onun yanında adam 1 milyar para harcayarak düğün güreşi yapıyor. 1 milyar, 2 milyar düğün güreşi, bunun üzerinden güreş vakfının pay koparma çabası, hakemlerin yevmiyelerinin 13 katı gibi bir baskı, adamı güreşlerden soğutmuş. Bu gün bizim köyümüzde kız güreşi, oğlan güreşi, gelin alındıktan sonra da büyük güreş olurdu. Belki her yörede olmayabilir, bilmiyorum. Bu olay bitmiştir. Şu anda Sivas’ta böyle bir şey yok. Onu da geçtik hadi. O bitsin ilçelerimizde hocamın söylediği gibi haftalık Pazar güreşleri olurdu. Bizim yöremizde Yıldızeli’ni söyleyeyim. Cuma Güreşleri olurdu. Halk toplandığı için biz bunu senede bir defa dahi zor yapıyoruz. Yani şahsım önderlik etmese oda olmayacak. Maddi imkanları sağladığım için oluyor. Ama o yörelerde çıkarcı çeteler “bu adam organize yapıyor, yok para götürüyor, yok para çalıyor” diyorlar. Bakıyorum Yıldızeli’ni hep soysam 5 milyar çıkması mümkün değil, onlar köylü insanlar, garip insanlar. Hadi götürüyorsun güreşe 5 milyar para harcıyorsun, dönüyorsun hocam federasyon sana ceza veriyor. Çok tuhaf işler. Şöyle bir yasa önümüze getirdiler, bu çok güzel bir şey. Türkiye güreş federasyonunun yönetmeliği bu. O ayrı bir şey, kısaltılmış şekli, bu eski çok geniş bir şey, ben bunu inceledim. Onu da inceledim. Ben onun yüzünden ceza kuruluna sevk edildim hocam. Bu çok güzel geldi, onu okuyorum çok daraltılmış, her şeyi hakemle federasyonun çıkarları doğrultusunda yönlendirilmiş bir yönetmelik. Hocam işte onu söylemek istiyorum. Oradaki yönetmeliğe göre karakucak güreşi minder usulü gibi yapılmaya çalışılıyor ve bu da bizim geleneğimizi bozuyor. Seyirci diyor ki “ben bunu seyretmeye gelmedim” ve federasyon temsilcisine diyorum ki “sayın Başkan bu böyle olmaz halk gidiyor”. Bir Belediye başkanı bugün 10 milyar güreşe para veriyor. Siz direttiniz mi minder güreşi gibi yapacağım. Benim cazgırım anons edecek 30 güreşçi perdahını çekecek meydanı dolduracak hocam öyle değil mi?
Bakınız Sayın AKZAMBAK “Çorum’da geçmişte Adil Hoca olduğunu, 129 güreş oyunu bildiğini, kendisine bu oyunları ölmeden önce kitap haline getirmesini söylediğini, şimdi affedersiniz bu günkü minder güreşinde kaç tane oyun olduğunu, sadece bir çırpmanız olduğunu, insanın en fazla kaç tane oyun yapabileceğini” soruyor. Şu anda normaldir hocam. 20 tane oyunu meleke hale getirmemiş bir sporcunun başarılı olması zor. Bakınız Sayın AKZAMBAK diyor ki “20 tane, peki 20 tane oyuna karakucağı uydurmak mı lazım? Hayır! işte demin o yanlışlık oldu. Karakucak kendi sitemi içerisinde gelişir. Yani güreşi minder güreşine uyduracağım diye karakucağın bazı oyunlarını ortadan kaldırıp bu sistem diyorsunuz öylemi?” Evet çok zarar veriyorsunuz. Belki minder güreşine kazandırmak istediğimiz doğal ama o yolla olmaz kesinlikle. Çünkü ben oradan ağayı kaçırırsam, bunun finansörlüğünü yapacak kurum kalmıyor. O zaman ne olacak? Organizasyonda kalkacak. Bu gün köylerde adam düğün güreşi yapıyor ve federasyon %10 diye baskı kuruyor. Köylü dişinden tırnağından artırmış oğluna bir düğün yapacak, 1 milyara güreşçi çağıracak ve şenlik yapacağım diyor. Hocam siz daha iyi biliyorsunuz 1 milyarın %10’u federasyona gidiyor. Adam bir de ağadır diyorlar ve bölge 5 hakem gönderiyor. 60’ar milyondan 300 de öyle gidiyor. Buna bir afiş, yok cazgır, 1 milyarda öyle gidiyor. Güreşçiye para kalmıyor. Ondan sonra da bağırıyoruz ki güreşçiler anlaşıyor. Hocam, güreşçi o organizasyonun ana unsurudur. Güreşçiye en iyi parayı vermek lazım. Ben hem güreşçi gözüyle hem de idareci gözüyle bakıyorum. Ben hiçbir güreşçinin ta Tokattan veya Erzurum’dan gelip de parasız dönmesini nefsime yediremiyorum. Bu bir onur meselesidir. Adam geliyor ve ona ben bir şey demiyorum, o güreşiyor. Ama senin davetine icabet etmiş bu adam, yemek yiyecek. Gariban insan. Yol parasını ödeyecek. Bu adamı nasıl geri göndereceksin. Orada kalıyor. Yollukta alacak, ödülde olacak. Sadece herkes kendi bölgesinde şerefli insanlar yetiştirecek, sorun orda. Çocuklarımızın hiç birisine biz şereften ve onurdan bahsetmiyoruz. Sadece şurada şu para var, oraya git diyoruz. Bizim hocalarımız böyle hocam. Suç bizde değil mi? Şimdi hocam ben bu konuda birkaç şey söyleyerek organizasyon, hakem, federasyon temsilcisi cazgır olarak işte birkaç başlık altında topladım. Bu konularda da yani düzeltme yapabilirsek sayın hocalarım burada belki ağır sözlerle hitap edebilirim ona da siz müdahale edebilirsiniz. Bakınız Sayın Musa ARIK hakemlerle ilgili konularda cevap verebileceğini söylüyor. Teşekkür ederim.
Hocam, bunları ben şimdi size verebilirim. Hocam, bizim ülkemizde Anadolu yöresinde organizasyonlar yapmak isteyen çok insanlar var. Onlar Bitlis’te, Siirt’te Van’da. Bu organizeleri yapmak isteyen bölgeler var. Sivas’ta güreşmiş, sonra memleketine gitmiş orada istiyor. Ben şu konuyu özellikle vurgulamak istiyorum. Ağrıda bir güreşe davet edildim gittim, hakemler gelmemiş. Uzak yörelerden hakemler ve güreşçiler oraya gelmiyor. Erzurum’a telefon ederek birkaç tane hakem getirttik ve güreş öyle oldu. Bu hakem sorunu hocam, büyük bir sorun çünkü yer seçiyorlar. İkinci konu federasyon temsilcisi yok. Federasyona para yatırmışsın, adamların harcırahını göndermişsin, %10 da yatırmışsın temsilci nerde? Yok, büyük bir sorun. Sayın ESENCELİ’nin de belirttiği gibi aynı anda daha yüksek yolluklu yerler temsilci ve hakemler tarafından tercih edilmesi sebebiyle bu sorunlar yaşanıyor. Oturum başkanımda görüyorum ki bunu doğruluyor.
Hocam, 6 senedir güreşi bıraktım ve sonra Üniversiteye gittim. Yıldızeli, Ladik, Sivas, Şarkışla yörelerinde oraların insanlarını iyi bildiğim için güreş karşılaşmaları 4-5 yıldır da devam ediyor. Sivas güreşi 1 milyara yapıyor. Ben işte Dünya Şampiyonu oldum ondan sonra başladım. 11 yıl oldu şimdi güzel olaylar oluyor hocam. Millet öyle bir hale gelmiş ki oralardan idareci vasfın olduğu için karşılanıyorsun kim olursan ol. Ama orda çok daha büyük para dağıtıyorsun, insanlara yine yaranamıyorsun, olmuyor. İnanın bir yerde ben bile bıktım yani. Bazı çevrelerde bana artık bu işi yapma diyor. “Ben bu işi seviyorum” diyorum. Arkadaşlarım, öğrencilerim ve çocuklarım burada öyle yetişsin. Belki yanlış belki doğru ama ben geleneklerini bozmak istemiyorum. Bizim yörelerimizde hocalarım iyi bilir. Kazova güreşi olur. Kazova güreşi demek, güreşçiyi alttan kaldıramazsın ya kendi kalkacak ya orda yenecektir. Bizim minder güreşini oraya getiriyorlar ve sokmaya çalışıyorlar. Seyirci sevmiyor. Sayın AKZAMBAK’ın dediği gibi bu iş böyle yürümez. Yürümüyor. Bitmiş haliyle hocam, bundan 5-10 sene köyleri bırakın ilçelerde bitmiş bu güreş. Hocam, hakemler konusunda komitelerin organize olmaları sağlanmalıdır. Niye hocam? Bu da şunu doğuruyor. Hakemler geliyor ve başına buyruk hareket ediyor. Yemek saatlerine dikkat etmiyorlar. Bazen bir iki güreşte kavga çıktı diye protesto ediyorlar. Hakemler bırakıyor ve çıkıp gidiyorlar. Oradan federasyon temsilcileri geliyor, harcırahını alarak bir liste yapıyor ve imzalatıyor. Yemin ediyorum öğle vakti olmadan kaçıp gidiyorlar. Federasyon temsilcisinin toplantıya katılması lazım. Yönetmelikte yazıyor. Bir iki tane organizasyona katılması lazım, güreşi sonuna kadar organizeyi seyretmesi lazım. Sayın Salim ATICI’nın dediği gibi federasyon temsilcisi güreş sonunda raporu alıp öyle gitmesi lazımdır. “Ben otobüse yetişeceğim” diye kaçıyor. Bu büyük bir mesele. Sayın Musa ARIK’ın federasyon temsilcilerinin liyakatli kişiler arasından seçilmesi fikrine katılıyorum.
Federasyon temsilcilerini hakem komite başkanı ve il ajanı tayin etmelidir. Federasyon temsilcisi federasyondan az maaş alıyor diye insanlar oraya gönderilmez. Sivas’ta il ajanım var benim. Güreş temsilcileri o şahsı görevlendirir veya hakem komite başkanını görevlendirmek lazım değil mi hocam? Gene işi yapan onlar. Hakem komite başkanı ve il ajanı tayin edilmelidir. Federasyon temsilcisi göndereceğimiz insan, Ankara’dan Erzurum’a gitmiyorsa oranın il ajanı veya komite başkanı olabilir. Onlar vasıflı insanlar ve konuyu bilen insanlar . Yazarım hocam ben bunları not aldım. Aslında derin konular ama 15 dakika bir söz aldım. Sayın Kamber GÖKAY’ın dediği gibi %10 federasyona değil, İl’e yatırılsın. Hayır hocam bu sene oldu. Bu sene. Ondan önce öğle değildi. Organizasyon komitesince para duruyordu. Geliyordu federasyon temsilcisi listemiz bu kardeşim o dağıtıyordu. O kaldırılmalı bu düşüncem yani, iyi olurdu benim için o benim memleket için iyi olurdu hocam. Sizinle %10’luk kesintinin köylerden kaldırılması konusunda hemfikirim Sayın AKZAMBAK. Onlardan işte hocam, adamlar ondan sonra diyor ki “bunlar sahtekar, hırsız, resmi yapmıyor” İlk kez yapılan güreşlerden alınmasın. Adam senede bir güreş yapıyor oğluna düğün yapıyor hayatı boyunca. Bakınız Sayın Kamber GÖKAY % 10’un İran’da da federasyona yattığını söylerken, ESENCELİ hocam “İran’da kesilen paralarla güreşin desteklendiğini; bizde ise Güreş Vakfı’nın parayı güreş ve güreşçiler hariç başka konularda kullanılacağını söylüyor. Hocam, hakem konusunu geçiyorum şimdi, organize işlere geliyorum bizim yöremizde adam beni Ağrı’dan, Bitlis’ten arıyor. “Bize yardımcı olun şimdi” diyor. Ben Ağrı’ya niye gideyim hocam?. Yani adamlar bir şey bilmiyor. Ben para istemeden, gidiyorum. Oradaki insanlar Ağrı’da güreş olsun sporcuları mehter takımı alıp götürüyorum. Güzel davulcu ve cazgır götürüyorum. Güzel de güreş oluyor. İnsanlar mutlu oluyor. Mehteri görmemiş, güreşçi kispetini görmemiş ve kispete bakıyor. Hiçbir şey görmemiş ama oda bizim insanımız, adamlar yinede çalışıyor.
Bir belediye başkanı ve bir kaymakam güreş yaptırmak istediği zaman federasyon yardımcı olmalıdır. Yönetmeliği ilçelere göndersen adamlar güreş nasıl yapılacak ve hakemler nasıl bulunacak hepsini bilir. Şimdi hocam güreş yapılacak yerlerin organizelerin olmayışı o günleri azaltmaktadır. Bu kaymakam veya belediye başkanı bu işe niyetlendiği zaman bu iş nasıl olacak falan gibisinden bilgisi olmadığından güreşçiyi nerden bulayım, cazgırı nerden bulayım, resmi nasıl yapabilirim bilgisi olmayışı organizeleri Türkiye genelinde azaltmaktadır. Bunlar şöyle giderilebilir; danışmanlık hattı oluşturularak bunlara hizmet verebilir. Federasyonu aradığı zaman bu konuda bilgi alabilir. Bununda daha ötesine gidersek, federasyon il, ilçe ve nahiyelere yardımcı olabilecek bilgileri bildiri olarak yayınlayabilir. Türkiye’de güreş organize edecek ne kadar il ve ilçe varsa biliyoruz. Yani buralara şu yönetmeliği göndersek, adamların hepsi nereye para yatacak, hakem nasıl çağrılacak, güreş nasıl organize edilecek bilirler.
Sivas’ta bir güreş oluyor. Orada o işin sahibi olmazsa güreş gittikçe kötüye gidiyor. Güreş iyi organize olmazsa kötü oluyor. Bu iş yamyamların eline düşüyor. Millet organize ayağından işi götürmeye çalışıyor. 12 yıldır Sivas güreşini devam ettirmeye çalışıyorum. İnşallah bu güreşi bundan sonra yine yaparım. Ama bütün yörelerde olan güreşler, mesela Tokat güreşi bitmiştir. Tokatta 3 yıldır güreş oluyor mu? Olmuyor. En büyük güreş de Sivas güreşidir. Bakınız Hasan SEVİNÇ hocamda “Tokatta daha güreş olmuyor. Turhal da ben yapıyorum” diyor. Oturum başkanım Sivas’ta ne yaptığımı merak ediyor. Ben üniversiteyi orada okudum. Şimdi Ankara’ya iş yerine dönüyorum. Sayın AKZAMBAK Sivas’ta kalma durumum olup olmadığını sorsa da, şimdi ben her zaman buradayım. Yani orda iş yerim var. Sivaslıyım ben. Organizelerde yaş sınırı var hocam, 40 yaşına gelmiş Erol Yıldırım bugün 20-25 yaşındaki çocukları yeniyor. Ya bu sınırı 45 yapalım ya da kaldıralım. Sayın Zafer ALTUĞ “ Bir dakika yaş sınırı kaldırılmamalı, Karakucakta yaş sınırı koyacaksın” diyor. Yanlış anladınız hocam, yaş sınırı olmayacak. Hocam ben çocukken Mustafa Teke ile ve Tan Uğur’la da güreştim. Beni yensinler önemli değil. Ben onun güreşini gördüm, ondan bir şeyler öğrendim. Ama ben kesin böyle olacak diye bir şey söylemiyorum. Yaş sınırı 35 ya da daha yukarıya çekilmeli. Gençlerde var. Şimdi hocam Ahmet Taşçıyı kim gelip yeniyor. Ahmet Taşçı ne kadar meydan da kalırsa o kadar faydası var. İsmiyle, tekniğiyle örnek, bilgisiyle o kadar fazlası vardır. Güreşin cazibesi artıyor. Sorunları biz arkadaşlarımızla oturup tartıştık. Bir Mustafa Bektaş vardır. Benim ustamdır o, 40 yaşında ama adamı kimse yenemiyor. Herkes tanır onu çok güzelde bir güreşçi. 40 yaşına geldi diye adamı bıraktık, onlar aslında faydalanılacak çocuklar. Yaş sınırı 17-20 yaş oluyor, yöresine göre yıldızlar yapılıyor.
Onlar güreşin organizesine göre yapılıyor. Federasyon temsilcisi konusuna geliyorum. Bunlar bilir kişiden oluşmalı, özellikle yani şimdi isim vermek istemiyorum. Federasyondan biri geliyor malzemeci. Adam orada güreşi bilmiyor, konuyu bilmiyor ve getiriyor ben hesaplıyorum. Oraya ben 20 de yazabilirim. Adam bir şey bilmiyor, parayı dağıtmayı bilmiyor ama federasyon temsilcisi. Oraya gelen temsilci konuyu iyi bilen kişilerden olmalıdır.
Federasyondan gelen karakucak temsilcisi sadece hakemle şahsının sorununu düşünüyor. Ben orada özetledim.Bu federasyonun bir üyesidir. Sporcunun çıkarlarını ve organizenin çıkarlarını düşünmüyor. Organize ne kadar güzel olursa o kadar devamlı olur. Oradan ekmek yiyecek hiçbir federasyon temsilcisi hiçbir güreşçinin sorununu getiriyor mu? Getirmiyor. Hocam size hepsi belediyenin organize yapan kurum kaymakamının önüne dikildiler, sorun orda varsa organize edenler nerde harcırahını alıp gidiyor. Mehmet ESENCELİ hocam “güreşler bitmeden federasyon temsilcisinin harcırahını alarak kaçtığını” söylüyor. Bu görüşe bende katılıyorum. Yine Sayın Mehmet AKZAMBAK “Bunları sağlayacak kişi nasıl olmalı, var mı” ? derken bende Sayın Musa ARIK Bey’in “O, burada var” ifadelerine katılıyorum. Şimdi hocam bir iki tane daha kaldı. Federasyon organizeye tek bir temsilci ile katılmalı. Şimdi bazı güreşlere federasyon temsilcisi geliyor. Federasyon görevlisi geliyor. Federasyondan görevli 3 hakem dışında geliyor.Şimdi bunun kesin olması ve buna tedbir alınması lazım. Federasyon temsilcileri geliyor, bir de hakemden fazla para istiyor, burada bir sınırlılık ölçüsü veya bir fiyat yok. 15 katı mı, 13 katı mı? Federasyon temsilcisi diyor ki “işte benim yol param, işte biraz yemek yedim, yok şunu yaptım” fazla para alıyor. Hocam organizelerin sınıflaması dedim. 3 sınıfa girmiştim, bu sınıfları da şöyle yapabilirim. Hemen okuyayım kısaca bu sınıflandırmaya göre organizeye hakem tayin edilmelidir. Sayın hocam Mehmet bey “Federasyonun özel temsilcisini harcırahla falan uğraşmasın, federasyon kendi halletsin”diyor. Orada gelip de federasyon kendisi halledecek zaten.
Benim burada okuduğum her şey tartışmaya yol açıyor.Fakat Sayın Mehmet ESENCELİ “Tartışmaya yol açsın, güzel yol bulalım” diyor. Vakıf yüzdeleri belirlenmelidir. Bunlar çok önemli ve güreşleri etkileyen karardır. Karakucaklar geleneklere göre yapılmalıdır. Çünkü güreşlerimiz yörelere göre farklılık arz etmektedir. Örneğin; Kazova güreşi, Çukurova Güreşi.
Her yerin güreşi farklı, federasyon geliyor ne oraya bakıyor ne buraya bakıyor. Yönetmelik üzerinde ısrar ediyor illa minder güreşi olacak diyor. Hepimiz bu konuları iyi biliyoruz hocam; Kazova güreşleri, Kahramanmaraş güreşleri, Çukurova güreşleri. Bunları oraya götürüp orda yapamazsın, oranın kendine göre ağa seçimi vardır ve para toplama olayı vardır. Ben ona itiraz ediyorum, yani süresi 15 dakika yazıyor. Ona uymuyor güreşi provoke ediyor ve 5 dakika da bitirmeye çalışıyor. Kendi bindiği dalı kesmeye çalışıyor. Böyle hakkı yenen insanlardan da kurtulmalıyız. Bir gazeteci vardı Akşam gazetesinde, buranın sistemi budur siz bu sistemi buraya uygulayamazsınız diyordu.30 sene sonra aynı şeyi işliyoruz” dediği gibi olur. Bir sporcu Sivas’tan kalkıp Kahramanmaraş’a gittiği zaman orada bile acemilik çekiyor. Kispeti giydim, şöyle sırtım göğü gördü mü yenildim zannediyor ve bırakıyor. Halbuki orada köprülü güreş yapılıyor. O, bir taraftan da bizim memleketimize gelince güreşi köprülü zannediyor, köprüye geliyor, yenik sayılıyor onda güreşçi bile zorlanıyor. Ama federasyon buna yönetmelik üzerinde ısrar ediyor. Ne orayı dinliyor, ne burayı. Diyor ki “illa minder güreşi olacak” ve sonra başkanı arıyorum soruyorum başkanım bu niye böyle oluyor? Başkan diyor ki; “O Karakucak Türkiye Şampiyonalarında gençler ve yıldızlarda geçerli”. Kardeşim geleneksel güreş yazıyor mu burada? Yazıyor. O zaman federasyon temsilcisini niye bilgilendirmiyorsun? Kardeşim geldi güreşi bir günlüğüne mahvetti gitti. Belki seneye orada güreş olmayacak. Üçüncü konu buradan büyük rant elde eden cazgır durumu var. O çok büyük bir problem. Hiç kimse ona el atmıyor. Hocam, Cazgırlık yapacak kişiler önceden belirlenmeli. Şu veya bu adam geliyor ve cazgırım diye güreşi berbat ediyor. Cazgır geleneklere göre sporcuyu organize eder ,salar vs. Sayın Mehmet AKZAMBAK cazgırı nasıl seçeceğimizi soruyor. Hocam onlar yetiştiği zaman federasyon der ki “şu insanlar cazgırlık belgesi alacak, seçilecek”. Bugün 7-8 tane cazgır var. Aynı hafta 20 tane güreş oluyor. Cazgırlığın fiyatı artıyor. Bu güreşçi sabahtan akşama kadar güreşiyor 50 milyon zor alıyor, adam geliyor 400 milyon alıyor. Sayın Mehmet AKZAMBAK “Milyarlar dönüyor” diyor ama yağlı güreşte dönüyor. Hatta daha fazladır. Bizim karakucak da para yok. Sayın Metin KAPLAN Bey de, Türkiye de benim profesyonel düşündüğümü ve karakucağın biraz fakir kalmış olduğunu belirtiyor.Hayır! bunu fakir yapanda bizleriz. Hocam bu cazgırların ücretleri de o dediğimiz sınıflara göre değerlendirilmeli. 2.sınıf 3.sınıf.3. sınıf güreşe 300 milyona geliyorum denecek, 3. sınıf 200 milyon neyse öyle değerlendirilmelidir. Federasyonla direkt olarak irtibatlı olmalıdır. Bugün hiçbir cazgır hiçbir yere bağımlı değil cep telefonu ile ihale yapıyor.Şimdi diyorsunuz ki Sivas güreşine anlaştım, adamlardan ertesi gün cep telefonu ile görüşür. Diyor ki 350 milyon verdi, oraya gidiyor senin güreşine gelmiyor. Resmen bu sahtekarlığa giriyor. Bu konuyu da Federasyon düzeltmeli veya kontrol altına almalı. Bu ortada gezen cazgırlara ceza versin, bir şeyler yapsın ve onları meydana sokmasın veya onları bünyesine alsın kontrol etsin. Bir hakemi kontrol ediyor da o işi organize eden cazgırı niye kontrol edemiyor. Sayın Mehmet ESENCELİ “ Sporcuya ceza veriliyorsa cazgıra da verilsin” diyor.Bu görüşe bende katılıyorum.
En büyük sorunda hocam; Federasyonun yapacağı organizasyonlarda. Bir sezonda karakucak güreşleri zannedersem yılda 300 taneyi geçiyor. Yağlı güreşin (Türkiye genelinde) kat kat üstündedir. Güreşçi bakımından da oradan yetişen güreşçi kariyer olsun kaynak osun, teknik olsun, yağlı güreşlerin çok üstündedir. Yağlı güreşler bölgesel olarak Ege ve Akdeniz’de oluyor. Evet Salim ATICI hocamın dediği gibi Samsunda da var. Federasyon organizeleri onure etmeli bu da nasıl olur. Bugün 300 tane güreşte 300 ağa oluyor, 300 de organizasyon komitesi 600 eder. Hadi 400 diyelim, 800 eder. Bunlara bir plaket veya bir teşekkür belgesi hizmetinden dolayı veremez mi? Federasyon temsilcisine havale etsin o oranın seçilen ağasına versin. Ben oradaki organizasyon için şahsım plaket yaptırıyorum. Federasyondan gelmiş gibi ağayı onure ediyorum veya belge veriyorum.İnsanın gittiği bir şampiyonadan böyle bir belge alması güzel bir şey.Ben ondan gurur duyuyorum.Onu bir yere asar onunla gurur duyar. Bir ikinci konuda güreş ağaları ve organize komitelerini federasyon % 10 para alma yerine bunları Ankara’ya çağırıp yılda bir defa bir akşam yemeğinde birliktelik sağlamayı beceremiyor mu? Karakucak Anadolu’da bitti. Ne yapıyor ağalarımız, belediyelerimiz veya kaymakam? Yatıyor. Ankara’ya güreş federasyonuna yaptığınız hizmetlerden dolayı şu günlerde buyurun yemeğimize, kokteylimize veya bir hediye dağıtırsın o yapılamaz mı? Renault Mais yılın futbolcusunu takımını seçiyor da, biz niye yılın en çok başarı almış güreşçisini seçemiyoruz? Geniş çaplı düşünmek lazım. Artık ben malı götüreyim,öbürü oradan götürsün,kimsenin haberi olmasın bunlar çağ dışı işler. Bir güzel organizasyon yapıyorsa Kahramanmaraş bölgesi Sivas bölgesi bunun rekabet halinde olması lazım.Ben bu sene Sivas güreşine 350 güreşçi getirmişim. Sermes Bulut gibi bir dünya şampiyonu bir arkadaşımızı getirmiş baş pehlivan yapmışım.Ben ondan gurur duyarım. Belediye başkanımızda onur duyuyor. Ama federasyon hiçbir şey duymuyor. Federasyon belediye başkanımızı çağırsa böyle bir organizasyonda orda onurlandırsa. Federasyon başkanından çok oradaki belediye başkanı ve kaymakam bu ilin peşine düşerler. Ufacık işler bunlar. Bir plaket vermek onur belgesi vermek veya davet edipte yemek yedirmek bu büyük federasyon için ufak şeydir. Bugün bakın 600 insan buraya geldi, dertlerimizi konuşuyoruz. Çok güzel bir şey. Bu yıllardır güreşimizde olmayan. Madem öyle karakucak komitemiz de bazı kararlar alsın ve bundan sonra ağalarımızın adresini en azından bilsin. Bayramda tebrik göndersin. Bu kadar kötü insanlar değiller. Sivas güreşinde bakan geldi ve 5 milyar verdi, ağa oldu. Karakucak şu anda belki Türkiye’nin bir numaralı sporudur. Ben yağlı güreşle kıyaslamıyorum. Sayın başkanım bizim yetişmemiz Karakucak güreşleriyle oldu ama değerli hocaların eline veya değerli bir kulübün eline geçmezsen, hiçbir şey olmuyor. Karakucaktan yetişen çok insanlar var. Hiçbir şeyleri olmadı. Benim güreştiğim günlerde salona 150 güreşçi ile geliyorduk ama, çayıra bir çıkıyorduk 1000 kişi oluyorduk. Olmaz öyle bir şey mindere niye 100 kişi geliyor? Sivas’ta yazın okulların kapanması ile çoğalıyordu ama bugün gittikçe azalıyor. Sivas’ta benim adıma bir spor salonu var, bir kulüp kurduk oraya rica minnet. Okul müdürlerinden şu öğrenciyi bize ver, şunu şuraya getir, adamlardan rica minnet sporcu istiyoruz.Bu faaliyetler çoğalsa, çocuk güreşi görüyor ve seviyor. Yıldızeli’nden güreşçiler geliyor otobüse biniyor, adam güreşçi olacağım diye geliyor. Sivas’a geliyor güreş faaliyeti yok . Yıldızeli’nde Karakucakların önemi büyük ama biz hep konuşuyoruz. Federasyon büyüklüğün bilincinde olmalı. Bugün milletvekili, bakan talip olursa oranın ağalığına demek ki orada güzel şeyler oluyor. Sayın Mehmet AKZAMBAK hocam “Siz kulübün başına gelseniz bunları yapabilir misiniz? Yani kayayı tırnaklarınla kazır mısın?” diyor. Sonuna kadar hocam.Mehmet AKZAMBAK “Siz niye benim zamanımda yoktunuz?” diyor. Sayın Mehmet ESENCELİ’nin dediği gibi sizin zamanınızda çocuktum efendim.Hocam bunlar çok basit hemen yapılır. Hocam ben sorunların olduğu sürece üstünde duracağım. Ben önceki Federasyonda da ısrar ettim ama onlar bu işleri büyükler bilir dediler ve kendi kafalarına göre yaptılar. Benim uzmanlık konum serbest güreş ama uzman olmadığım halde bunları tespit ettim. Şimdi bir adam öyle yapıyor diye güreşi komple değiştiremezsin. Ben oradan güreşçi almaya çalışıyorum oraya kural vermek değil. Ben oradan güreşçi alır ve her türlü eğitirim, genç yaşta gelir orada seçerim ve kulübüne götürürüm. Ama bu kurallar oraya konduğu zaman güreş komple yok oluyor. Kusura bakmayın, yine Adana bölgesine göre yapsın ama usullerini koyalım ama sistemi değiştirmeyelim. Seçimleri de sen böyle yapacaksın diye, şu minderde yapacaksın dedirtmeyelim. Onun seçimini oradan alalım. Minderde kendi usulümü ben ona öğreteyim. Yani yöresel güreş yapılmalı.
Oturum Başkanı Mehmet AKZAMBAK: Sayın Metin Kaplan Bey’in konuşmalarına geçiyoruz.
Konuşmacı: Öğr. Gör. Metin KAPLAN
Sütçü İmam Üniversitesi
BESYO- Kahramanmaraş
Konu: Güreşçilerin Sorunları
Değerli güreş severler,başkanlar,şampiyonlar ve basın mensupları. Bende konuma geçmeden önce mümkün olduğu kadar kısa anlatmaya çalışacağım. Bugün niye burada tartışıyoruz. Aslında burada tartışmamızın sebebi şu: Türkiye de sağlıklı bir spor politikası olmadığı için hep güreşe kaynak arıyoruz. İşte basketbolcü, basketbol da, futbolcu futbolda, boksör boksta kaynak arıyor. Türkiye de sporun alt yapısında son yıllarda sadece futbolda büyük paralar döndüğü için baba, amca, çocuk işte herkes çocuklarını futbola yönlendiriyor. Çünkü orada bir gelecek var, her türlü sosyal güvence var. Ama amatör spor olarak gördükleri sporda bir gelecek kaygısı gördükleri için kimse çocuğunu bu branşa yönlendirmiyor. Şimdi devlet politikası nasıl olmalı? Örnek; sporda alt yapısı kalkınmış bir çok ülkeler var, model olarak almamız gereken ülkelerde var. Örneğin sporun alt yapısı sadece ve sadece okullardadır. Bu gün Türkiye de ilköğretim okullarında ve liselerde toplam 14 milyon insan günlük olarak devlet okullarına gidiyor ve akşam eve geliyor. Eğer sporun her alanında okullarda sporu yaygınlaştırdığımız sürece, okul sporlarını canlandırdığımız sürece on yıl sonra geleceğiz yine alt yapıyı tartışacağız. İşte çocuklar niye yetişmiyor? Devlet ana okulundan itibaren 20 yıllık süre için sporu okullara sokamadığı sürece biz bunu hep tartışacağız. Sayın Ömer ERSÖZ’ün dediği gibi bazı bölgelerimizde spor liseleri açıldı, buralarda ders olarak verilebilir.
Evet! şimdi söylediğim gibi, sadece bir Mersin’i örnek verebiliyorsunuz. O da ders saati olarak haftada ya bir saattir ya da iki saattir. Şimdi bu sorunu böyle konuştuktan sonra, yani okullara yayıp rekabet ortamı sağladıktan sonra sporumuzun alt yapı sorunu kalmayacaktır. Bugün Amerika okullara yaygınlaştırdığı için orada sorun yok. Profesyonel ligler var. Sadece okul müsabakaları kanalı ile 2 milyon güreşçi var. Bundan 1,5 – 2 ay önce Japonya’ya (Tokyo) Üniversiteler Dünya Şampiyonasına gittim. Serbest stilde Amerika’yı o kadar harika gördüm ki, Üniversiteler bazında bunu konuşuyorum. Ama diğer alanlarda da biliyoruz. Çünkü birkaç kerede orada büyük şampiyonalara girdik. Tam 18 minderde Gençler Amerika Şampiyonası yapılıyor. 18 minder 2 milyon güreşçi var. Önce Eyaletler kendi arasında yarışları bitiriyor, sonra Amerika Şampiyonasına geliniyor. Amerika Şampiyonası 18 minder de yapıldı. Ben o kadar söyleyeyim. Yani biz güreş ülkesi olarak Ata Sporumuz, Türkiye Şampiyonası yapacağız, şimdi önümüzde iki minder, kaç tane kaliteli güreşçi bulacağız. Kaç tane seyirci var. Ata sporumuz her halde kan kaybediyor. Sporcu potansiyeli ve güreşçi açısından kaybımız var. Seyirci açısından kaybımız var. Tabi ki sebepleri birinci dereceden iyi reklamını yapamıyoruz ve alt yapıdan güreşçi yetiştiremiyoruz. Alt yapı sorunumuz ve reklam sorunumuz var. Ata sporumuz güreşi biz anlatamıyoruz. Büyük Şampiyonlarımızın hayatları, nasıl şampiyon oldukları senaryo yazılıp bir film, dizi haline getirilse bunlar bazı kanalarda tabii ki çok kanallarda izleyicimize iletilse, bugün Türk güreşinde bu sorunlar büyük ölçüde çözülür. Ben şimdi tabi ki ahlaki değerleri zayıflatıcı yayınlar olduğu için hepimiz tarafından eleştirilen o tür programlara karşıyım. Tabii ki bizim güreşlere ve diğer branşlara potansiyel bulmamız zor ama RTÜK denilen bir müessese bu tür programlara dur deyip geleneksel ve geleneklere uygun bu tip dizilerin yapılmasına katkı sağlayabilir. Örnek verecek olursak; Bugün TGRT’de birkaç tane geleneklere uygun filmler oynatıldı. Hakikaten ben tahmin ediyorum ki çok insan tarafından izlenmiştir.Çünkü hakikaten içimizdeki o töreyi bizde ateşliyor, içimizde olan bir şeyi izliyoruz, hoşumuza gidiyor. Aynı şeyler niçin güreş içinde yapılmasın diyorum. Evet Mehmet hocam siz sistemsizlikten bahsetmiştiniz bizde bu yönetimde inşallah olmadığımız bir şey bu, Türkiye’nin 8-9 bölgeye ayrılarak her bölgeye grup başkanları falan oluşacak herkes kendi yöresinde yani merkezden yönetim den ziyade yerel bir anlayış olmalı. Sayın Mehmet AKZAMBAK hocamın “bunun olması için müesseseleşme olacak, yani bu kaide halinde olacak” sözlerine katılıyorum.
Evet şimdi bu değerlendirmeden sonra bir de dernek ve vakıflar yardım toplayarak güreş falan organize ediyorlar. Sabahattin bey biraz önce söyledi. Bu dernek ve vakıfların fişlerini her şeyden, tabii ki onların denetlenme görevi bizim görevimiz değil. Emniyet Müdürlüğünün görevi ama güreş yapıyorlar ise bizimde denetleme yetkimizin olması lazım. Çünkü güreşe fiş kesiyor fişi iptal ediyor burada bazı insanlar aldatılıyor. Burada genellikle halk kandırılıp güreş yapılmıyor biz bunu çok duyduk. Sayın Sabahattin ÖZTÜRK “Orada adam 30 milyarlık işi 3 milyar gösteriyor ve 27 milyarını yiyor” diyor. Sayın Hasan SEVİNÇ Bey’in “ Güreşe bir ödül koyalım. Bütün ödülleri muhasebe müdürü gelir, personel şefleri gelir ve zarflara koyarlar. 1,2,3. ye hepsine bizde öyle yapıyorlar. Bir dakika efendiler bir dakika muhasebe müdürüne teslim ediyoruz. Herkes oraya gidiyor,örneğin birinci çocuk imzasını atıyor ve fişini kesiyorlar” sözlerine katılıyorum.Bu bizim elimizde değil emniyetin elinde. Yani bizimde bir denetleme yetkimiz olmalı, yoksa özel işlerinde değerlendiriyor. Eğer derneğe topluyorsa acaba orayı mı harcıyor?Burada kontrol altına alınmış olur. Ben hemen kısaca söylemek istiyorum. 6 önemli madde tespit ettim ve bütün güreşçilere anket hazırladım. Karakucak Güreşlerinde Sporcu Sorunları nelerdir?
On asırdır Türkler tarafından yapılan güreşleri Türklerin Anadolu’ya geldikten sonra özellikle Cumhuriyet döneminde düğün, şölen, eğlence ve festivallerde geleneksel olarak organize edilmektedir.1987 yılında Güreş Eğitim Merkezinin (G.E.M) kurulmasıyla proje resmi bir statü kazandı. Amaç Ata sporumuz güreşin alt yapısını oluşturmak ve G.E.M.’ne güreşçi temin etmekti. Önceki dönemlerde, karakucak güreşleri illerde ve bölgelerde festival şeklinde organize edildi. Minder güreşine karakucak güreşçileri yönlendirildi. Yine bu festivaller kanalı ile il ve bölgeler güreş alt yapısını zenginleştirdi.Ayrıca küçük ve büyülerde müsabakaya katılan sporcular maddi ve manevi açıdan az çok desteklendi. Bugün ise değişen fazla bir şey olmadı. Büyüklerde karakucak müsabakalarına katılanlar kendilerine sadece maddi kaynak sağlama amacı ile büyük başarılar için katılıyor ileriye dönük hiçbir hedefleri yok. Minik ve yıldız güreşçiler ise başarılı olup milli takımlara yükselmek istiyorlar. Güreş federasyonu minik ve yıldızlarda organize edilen güreşleri desteleyerek onları kendi içinde değerlendirip gelecek için ümit vaat edenleri milli takım kamp çalışmalarına davet etmelidir.Karakucak müsabakalarında Sporcu Sorunlarını 6 ana başlık altında inceleyebiliriz.
1.Ulaşım, İaşe ve İbate Sorunu: Karakucak yarışmalarına katılan sporcular düzenli bir katılım çalışması yapılmadığından çok zor şartlarda müsabakalara katılabiliyorlar. Ulaşım sorununun düzeltilmesi için bölgelerde müsabakalara katılabiliyorlar. Ulaşım sorununun düzeltilmesi için bölgelerde düzenleme yapılarak katılacak sporculara çeşitli kurumlardan araç tahsisi yapılmalı. Sorunları bu yollarla temin edilmeli. İaşe ve ibare sorunu ise organizasyon sahibi bölge tarafından çözümlenmeli, yarışlara gelen sporcuların çeşitli misafirhanelerde ve kurumlarda misafir edilmeleri sağlanmalı. Bu kolaylıkları sağlamayan organizasyon sahiplerine güreş yapma izni verilmemeli. Yine misafirler için çeşitli lokanta ve yemekhanelerde anlaşma sağlanarak yeme içme sorunları organizasyon tarafından çözümlenmeli. Mümkünse bölgede maddi durumu iyi iş adamlarından faydalanılarak davetler organize edilmeli. Yarışlara katılan güreşçilere bu kanallarla kolaylık sağlanmış olacaktır.
2-Ödüllerle ilgili problemler: Ödüllerle ilgili problemler, özellikle adalet olmadığında. İşte büyüklerde büyük anlaşmalar oluyor.Ve ödüllerin büyük bir kısmı onlara gidiyor. Güreşi biz yapıyoruz diyorlar ama para onlara gidiyor.Bu sadece Sivas’ta düzeltildi ama Türkiye sadece Sivas değil. Vaat edilen ödüller veriliyor mu? Vaat edilen ödüller verilse de sporcuları tatmin etmiyor. Müsabakalarda güreş yapan yıldız ve genç güreşçilere maddi destek verilmezken sadece baş ve baş altında yarışan güreşçilere büyük ödüller verilmekte bu adaletsiz ödüllendirme federasyon tarafından düzeltilmeli.
3-Yollukla İlgili Problemler: Özellikle büyük güreşlere büyük pehlivanlar çağrılıyor. Yolluğu alan, “Ben yolluğumu aldım” diye güreşi bırakmasın,güreşsin. Anlaşmalı güreşi önlemek için, ödül ne kadar? 200 milyon, kaç güreş yapılacak? 5 güreş, her galibiyette 40 milyon, Ne yapıyoruz? Ödül, diyelim 200 milyon, kaç güreş yaparsam şampiyon olurum. Diyelim 5’e böldün. O zaman 200’ü 5’e bölelim, her güreşe kaç milyon düşüyor 40-50 milyon, yani maç başına para verilsin. Nasıl olur? iyi olduğu kanaatindeyim. Çünkü maç yaparsa para alır. Şampiyon oldun ödülün hepsi senin. Ama ben zaten anlaşmalı güreşe engel olmak için bunu teklif ediyorum.Bazı sporculara ödüller değerinde paralar verilirken bir kısım sporculara verilen paralar benzin parasını bile karşılamıyor.Afişlerde bu konularla ilgili gerekli açıklamalar yapılmalı. Davet edilen ekipler ve davetli sporcular organizasyon tarafından yollukları ödenmeli. Ödeme yapmayanlar hakkında federasyon gerekli işlemleri yapmalıdır.
4.Anlaşmalı Güreşler ve Bunların Engellenmesi: Anlaşma genellikle ağır sıklet güreşçilerinde ve birbirlerini tanıyan ve birbirlerinden çekinen güreşçiler arasında oluyor. Bunların önüne geçmek ancak sporcuların kulüplerde barındırılması ve önüne bir hedef çizilmesiyle mümkün olabilir. Anlaşma yapan güreşçiler teknik komite tarafından tespit edilerek federasyon tarafından cezalandırılmalıdır.
5.Sporcuların Hakemlerle Olan İlişkileri:Karakucak güreşlerinde hakemler tanıdığı sporcuların ağır olduğu halde bir alt kiloya yazılmalarına göz yummaları ve haksızlığa uğrayan sporcuların itiraz etmeleri hiç göz önüne alınmaması, kesinlikle ve hiçbir hak iddia etme hakları olmaması görülüyor. Hakem komitesi başkanlığındaki görevliler bu tür haksızlığa göz yumabiliyorlar. Bu problemler her yerde sık karşılanan önemli bir sorundur. Tanıdığı bir sporcuyu galip getirmek için elinden gelen her şey yapılıyor. Hakemlerin az olduğu müsabakalarda rastlanılan problemlerden biride hakemin tek başına orta ve yan hakemin görevini yapması. Hem maçı yönettiği hem de elindeki küçük kağıda puanları yazması hem orta hakem hem de yan hakem görevini üstlenmesi durumunda istediğine istediği puanı yazma hakkı doğuyor, ve sporcu yine haksızlığa uğradığından hiç bir hak iddia edemiyor.
6.Sporcuların Karakucak Güreşlerini Organize Eden Federasyon ve Komiteden Beklentileri:Ödüllerin doyurucu olması gerekir. Konaklama ve beslenme problemlerinin aşılması lazımdır. Hakem seçimi ve atamalarında tarafsız olmaları gerekir. Tartılara dikkat etmeleri fazla gelen sporcuların alt kiloda güreşmelerine engel olmaları ve güreş alanlarının uygun hale getirilmesi, Güreş Federasyonu Büyükler Karakucak Türkiye Şampiyonası’nın tekrar organize edilerek ve büyük ödüller verilerek yapılması sağlanmalıdır.Türkiye de sağlıklı bir spor politikası yoktur. Türkiye’de sporun bir alt yapısı yok. Türkiye’de futbol tutundu bir geleceği var ve çok para dönüyor. Ama güreşte bir gelecek yokmuş gibi görünüyor. Okullarda sporun her alanını yaygınlaştırdığımız zaman okul sporlarını canlandırmadığımız sürece bu böyle gider. Devlet eğitim süresi içinde sporu okullara sokmazsa biz bu sorunu hep tartışacağız. Bu işte tabi ki Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı oturacak ve Türkiye’de sağlıklı bir spor politikası oluşturulacak. Benim bu gün önermek istediğim bir şey daha var. Pilot bölgeler seçilecek 8-9 bölge bu bölgelerde hayata geçirilirse en az o bölgelerde güreşin alt yapısı kurtarılmış olur. Bu da devletin işi. Seçilen pilot bölgelerdeki okullarda, güreş teorik ve uygulamalı ders olarak güreş dersi konulmalı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın bizim seçeceğimiz illerde ve seçilecek pilot okullarda haftada 3 gün antrenman yaptırarak teorik anlatımla onun kitaplarını da hazırlarız. Ders olarak konulmasını isteyeceğim. Çünkü bir alt yapı sorunum var, alt yapıyı da bu okullardan temin etmiş olacağız.
Ben düşündüm, taşındım ve anlaşmalı güreşin önüne nasıl geçebiliriz. Arkadaşlarla düşündük böyle bir yol bulduk. Anlaşmalı, şuradaki herkesin şikayetçi olduğu birinci nokta burası. Güreşlerin zevkini, tadını ve tuzunu kaçıran bir olaydır. Artı seyircisini küstüren kaçıran bir olaydır. Bunun önüne geçilmiş olur. Sayın Sabahattin ÖZTÜRK “ Daha ileri götürüp de bütün boylara tur başına, her turu geçene 20 milyon verelim” diyor. Sayın AKZAMBAK “ Onu nasıl sisteme koyarsın” derken, Zafer ALTUĞ Bey’in “orada ödül yok mu? Ben bunu tam anlamadım. Bir örnek verin” sorusuna örnek vereyim. Ben bu sistemi şöyle izah ederim. 50 kiloya 500 milyon ödül koydum. Birinci olabilmek için 5 güreş mi gerekiyor, bellidir. Yani yolluk ayrı, onu buna katmıyorum. Bu benim anlattığım sistem ödülle ilgili yollukla alakalı değil, adam yolluğunu zaten alıyor. Ben güreşi organize ettim sen benim güreşime geldin. Sen gelirken anlaşma yaptım. Sen dedin ki ; “ben senin güreşine 1 milyar isterim”, ben sana razı oldum getiririm, razı olmadım getirmem o senle benim aramda. Burada müsabakanın sağlıklı olması için ve anlaşmayı önlemek için bu benim bir sistemim. Bir örnek veriyorum 50-60 kilogramın ödülü birinciye 500 milyon ama bu nasıl pay edilecek? Birinci olabilmesi için zaten yollukla gelen insan daha çok para kazanmak ister. Genellikle bu yolluklar birinci olabilecek pehlivana veriliyor. Şöhretli isimlere veriliyor. Bunu da garanti ettiği için arkadaş bir güreş yapıyor, bunun en az %50-60’ı da kendine geliyor. Öbür taraftan yolluk parası da kendine geliyor. Hiç elini kolunu sallamadan yorulmadan büyük bir parayı alıp götürüyor. Bu anlaşmalı güreşi ortadan kaldıracak örnek vereyim; Bir bu kiloda birinci olabilecek insan kaç tur güreşecek , 4 veya 5 tur. Bu 500 milyonu 4’e veya 5’e böldüğümüz zaman yüzdesi ortaya çıkar. Her maça bir güreş yaptı ve yendi 125 milyonu var, 4 maç yaptı yendi, o zaman 500 milyonu hak etti. Anlaştı, birinci turda yattı çıktı, bir kişi mi yendi 25 milyon, ikinci turda yendi 250 milyon, üç kişi yendi 375 milyon alır. Sayın Musa ARIK “Burada bir şey var. Siz bir kişi üzerinden değerlendirirseniz doğru ama 40 tane güreşçi var. Bu 40 güreşçi için nasıl değerlendireceksin? 40 güreşçinin 20’si yendi 20’si yenildi” diyor. Hayır! Ben bunu yolluklu anlaşılan güreşçi için söylüyorum. Yolluklu güreşçi gelip anlaşıyor ve genellikle hem buradan vuruyor parayı, hem de yolluktan. Sayın Sebahattin ÖZTÜRK’ün “Bir boyda 400 milyon. Yolluğu da o kadar. O sporcular 40’ının da yolluğunu alıp Ankara’ya dönüyor ortalama kilo başına 800 milyon düşüyor. 700-800 milyonu her için mesela 1. turda 5 milyon, 20 kişi kaldı, ikinci turda 10 milyon ne eder? 200 milyon bu para böyle pay edilebilir” ifadelerine katılıyorum. Ben bunu özel olarak, öneri olarak söylüyorum. Karakucak komitesini federasyon oluşturduğunda bunları biz tespit ettik. Bu fikirlerimizden faydalanabilirler, ben Üniversitede öğretim görevlisi olduğum için fikir üretiyorduk yani. Tartışarak sağlıklı olanı en iyisini tespit etmeye çalışıyoruz. O zaman maddeleri söyleyeyim. Sayın Salim ATICI orada para çok olduğu için Kırkpınar’da tur başına uygulandığını söylüyor.
Son olarak da hocam , sporcuların hakemlerle olan ilişkiler var. Hakemlerimizden sporcularımız şunları diliyorlar. Tartılarda tolerans tanınmasın, 50 kiloyu geçen bir insan bir üst kiloya alınsın kim olursa olsun. Sahte kimliklere çok dikkat edilmesini istiyorlar. Birbirlerinin yerine tartılanlar oluyor. Karakucak komitesi bir lisans sistemi getirse her kez lisansı ile güreşlere gelse daha bir disiplinli ortam sağlanmış olacaktır. Güreş il temsilcilerine lisans verme yetkisi ve onunla belgeleri ile Ankara ya gönderecek. Yetki dağılımı gerekir. Federasyon il temsilcilerine bu görevi verirse yetkiyi verip yerinde denetlemeli. Bir de hakemlerden istedikleri özellikle hakemlerin az oldukları müsabakalarda bir yan hakem veya yan hakem hiç olmuyor, ortada tek hakem, hem elinde kağıda bakıyor hem yazıyor, hem maç yönetiyor. Bunların olmasını istiyorlar. Çünkü çok zor oluyor. Bunlar oluyor, karakucaklardaki sporculardan araştırdım. Benim bir iki maddem kaldı. Hakemlerden karakucaklardaki güreşçi arkadaşlarımızın istekleri, güreş organizasyonu sahipleri yakınları güreşince onlara biraz tavassut ediyor.Bunların yapılmamasını istiyorlar çünkü komiteden hakem para alacak organizasyonu yapan insanlardan para alacağı için biraz onlara bağımlı gibi olduğu için bu onun adaletsiz olmasına sebep oluyor. Federasyon komitesinden istediğimiz kendinden emin böyle bir şeye tavassut etmeyen hakemi, önemli ve bu tür maçlarda görevlendirilmesini, çünkü çok kritik maçlar oluyor.cesaretli düdük çalabilmeli, öyle pozisyonlar oluyor ki güreşi düzenleyenlerin oğlu orada güreşiyor.Öyle bir hakem vermişler ortaya ki cesaretli düdük çalamıyor. Sayın Sabahattin ÖZTÜRK “ Öyle hakem olamaz” diyor ama bunu bizzat kendim düzenledim ve soruları güreşçilere dağıttım.Ve ilk ağızdan öğrendim.Böyle güzel bir şey çıktı ortaya ve onların şikayeti efendim.Bir de hakemlerden istedikleri özellikle hakemlerin az oldukları müsabakalarda bir yan hakem veya yan hakem hiç olmuyor. Ortada tek hakem, hem elinde kağıda bakıyor hem yazıyor, hem maç yönetiyor. Bunların olmasını istiyorlar çünkü çok zor oluyor. Bunlar oluyor karakucaklardaki sporculardan araştırdım.Sporcuların hakemlerle olan ilişkileri var. Tartılarda tolerans tanınmasın, Karakucak güreşlerine lisans sistemi getirilirse her kes kimliği ile güreşlere gelse daha disiplinli olacaktır. Güreş il temsilcilerine lisans verme yetkisi verilse, onlarda iyi niyetli biçimde görevlerini yaparlarsa tabi ki federasyon başkanı bunları denetleyecek daha güzel bir yönetim oluşacak. Yine hakemlerden istedikleri; hakem sayısı az oluyor, bazen bir hakem oluyor, hakem hem maçı yönetiyor, hem saate bakıyor, hem yazı yazıyor. Güreş organizasyonunu yapan insanların yakınlarına hakemler tolerans tanıyor, bu da adaletsizlik yaratıyor. Federasyon hakemler konusunda dikkatli olmalı. Sporcuların karakucak güreşlerini organize edenlerden beklentileri var; ödüllerin doyurucu olması, konaklama ve beslenme problemlerinin aşılması, hakem seçimi ve atamalarında tarafsız hakemlerin atanması, ( tartılara dikkat eden) güreş alanlarının uygun hale getirilmesi, güreş federasyonu Türkiye büyükler karakucak şampiyonasının tekrar yapılmasını istiyorlar.
Sporcuların federasyon ve komiteden beklentileri var. Ödüllerin doyurucu olmasını istiyorlar.Yine özellikle zor ulaşım olan yerlerde konaklama ve beslenme problemlerinin aşılması gerekir. Hakem seçimi ve atamalarında tarafsız olarak hakemlerin atanması, tartılarda dikkat eden tarafsız hakemlerin tartıya görevlendirilmesi, tartılarda fazla gelen güreşçilere tavassut edilmemesi, Güreş alanlarının uygun hale getirilmesi. Türkiye Karakucak güreş şampiyonasının tekrar yapılmasını istiyorlar.ve buralarda ödül olarak altın gibi çok büyük para ödülleri konmasını istiyorlar. Çünkü ben onlara şöyle bir şey söyledim. Federasyon niye yapmıyor bunu? Karakucak güreş şampiyonasının bir ilerisi yok sadece hedef orda bitiyor ama minder güreşini büyüklerde ve gençlerde yapabiliriz. Arkadaşlar büyükler Türkiye şampiyonasının yapılmasını istiyorlar. Beni dinlediğiniz için sizlere çok teşekkür ediyorum.
Oturum Başkanı Mehmet AKZAMBAK: Konuşmasını tamamlayan Sayın Metin KAPLAN’a teşekkür ediyorum. Şimdi sözü Milli Güreş Hakemlerinden Musa ARIK Bey’e bırakıyorum. Buyurun Musa Bey.
Konuşmacı: Musa ARIK
Milli Güreş Hakemi-ANKARA
Konu: Karakucak Güreşinde Hakemlik Müessesesi
Sayın dinleyenler. 1998 yılında karakucak yönetmeliği çıktı. 98 yılında Sabahattin beyin anlattığı konuların hepsi var ama eksik. Sabahattin Bey’in arzu ettiği bazı öneriler var. Onlar yok. Alt yapıdan yetişsin, mindere gelsin ve bizim şampiyonlarımız gibi şampiyon çıksın, doğru.Peki! Şampiyon olacak kardeşlerimiz eğer mindere çıkacaksa mindere yakın bir şekilde yapılmasının yararlı olacağı kanaatindeyim. Hocam bir şey daha söyleyeceğim. Şimdi burada yazmış. Güreş iki türlü yapılır. Birincisi yöresel olarak Adana karakucağı, köprülü yapılır. İkincisi normal güreş. Normal güreşte Türkiye’nin güreşçisi zevk alıyor. Bunun için ne yapmış? Buraya pasifite demiş.
Bir diğer konu federasyon temsilcisi giden kimse görevini bilmiyor yetkisini bilmiyor.Federasyon temsilcisinin görev ve yetkileri (madde 6); federasyon temsilcisi Güreş Federasyonu Başkanlığı tarafından görevlendirilir. Harcırah ve yolluğu organizasyon kurulu tarafından karşılanır, görev ve yetkileri şunlardır:
a)Organizasyonun amacına uygun bir şekilde yürütülmesini sağlamak.
b)Müsabakaların yönetmeliğe uygun olarak yürütülmesini sağlamak ve organizasyonda yardımcı olmak.
c)Müsabakaların devamı süresince gördüğü noksanlık ve aksaklığı bir raporla Federasyon Güreş kuruluna sunmak.
d)Organizasyon kurulu ve müsabakalarda görevlendirilmiş bulunan hakem ve diğer görevliler ile gerekli toplantıları yapmak. Müsabakaların en iyi yürütülmesi konusunda önlemler almak.
e)Hakemlerin müsabaka yönetimi hakkında rapor vermek.
f)Müsabaka sonunda tutanak ve raporların bir dosya halinde söz konusu federasyona iletmek.
g)Dağıtılan ödülle Türk Güreş Vakfı hissesini kontrol etmek ve varsa aradaki farkın varsa Türk Güreş Vakfı’nın ilgili hesabına yatmasını sağlamak.Yani şurada aslında federasyon temsilcisinin görevleri var.
Hakemler için federasyon adına yatırılırsa zaten parası hazır demektir. Onun haricinde organizasyon hakemin cebine bir kuruş para vermez. Hakkı ne ise; otuzsa otuz, elli ise elli, on ise ondur, onu verir. Ancak federasyon adına federasyona hakemler adına yatırılmamış bir ücret varsa hakemlerin durumunu ben şöyle izah edeyim: Müsabakalar bittiği an güreşçi parasını alır, gider. Baş pehlivanlar haricinde genellikle diğer sporcular parasını alır hakemler organizasyon etrafında dolaşır. Verilmiyor, çünkü daha evvel öyleydi. Bir tane zarf gelir zarfın içerisinde senin hakkın hakem olarak 50 milyon. 30 milyonsa ki o yeni yükselmiş şu anda hakem ücreti seansı 5 milyona çıkmış. Günlük iki seans maç yöneteceksin 10 milyon para alacaksın ve 15 saat, 16 saatte yolculuk yapacaksın. Affedersiniz, dilencilik pozisyonundan kurtulmak için şimdi federasyon öyle bir karar aldı. Dedi ki efendim. Hakem ücretleri daha evvel organize tarafından yatırılsın. Federasyon temsilcisi olarak görevlendirilen arkadaşımızda bu parayı çeksin oraya gitsin.Yani dolayısı ile ne yapsın hakemin organizeye maddi yönden bir bağımlılığı kalmasın, ezilmesin daha rahat maç yönetsin. Benim ücretim verilmiştir, hakkımdır ve bende burada çıkayım ne organizatörün oğlu için ne kardeşi için ne de akrabası için maç yöneteyim. Allah rızası için maç yöneteyim.
Efendim! müsaade ederseniz şöyle izah edeyim: Biraz evvel konuşuldu. Sabahattin beyin ifadeleri gayet güzeldi. Diyor ki; “güreşi geleneksel olarak 1. sınıf, 2 sınıf, 3. sınıf şekline sokalım”. Çok güzel ve buna göre de hakem sayısı çağıralım. Bu da doğru, zaten Yıldızeli’nde 3 senedir yapılıyor. 3. sınıf yahut ta 2. sınıf olarak değerlendiriliyor. Bakınız Sayın AKZAMBAK diyor ki “sınıflandırma yapmayalım, karakucağı da sınıflandırdılar gibi anlaşılır.” Yanlış anlaşılma var, müsaade ederseniz ben düzelteyim. Mesela, geleneksel şekilde her sene yapılan güreşler vardır. Örnek; Kahramanmaraş’ın Göksun kazası diyelim. Yahutsa Afşin kazası diyelim. Afşin kazası bunu her sene geleneksel şekle sokmuştur. Biz burada daha ziyade devamlı yapıldığı için buraya güreşçi sayısı itibarı ile kalite itibarı ile seyirci sayısı itibarı ile daha yükselme oluyor ve dolayısı ile burada gelir daha fazladır. Buraya daha fazla hakem verelim diyor. Mesela benim memleketim Sarız’da bir güreş düzenlenmiş, burada seyirci potansiyeli düşük, maddi durum düşük, yani para toparlayamıyorsun ki gelen güreşçiye ve hakeme para verebilesin.
Sayın AKZAMBAK “Yıllara göre fazla güreş yapan kıdemi artan yerlerdir” derken, Sayın Sebahattin ÖZTÜRK “Bu ekonomik seviyesi güreşteki ödüle bakarsan belli oluyor. Şimdi bir yerde bir kiloda 1 milyar ödül var. Bir yere bakıyorsun 100 milyon ödül var” diyorsa bence haklılardır. Sayın KAPLAN’ın belirttiği gibi ekonomik seviye ne kadar iyi olursa, organizasyon o kadar iyi olur. Güreş güçlü olur. Bakınız, Sayın AKZAMBAK, “hakemleri bu sistem içerisinde nasıl değerlendireceğimizi öğrenmek istiyor. Ben onu şöyle düşünüyorum. Arkadaşların isteği doğrultusunda ve doğrusu da bu. Arkadaşların söylediği şekilde olan güreşleri hakem görevlendirme ve olayını zaten merkez hakem komitesi yaptığı için organizasyonla komitenin işbirliği sonucunda güreşin büyüklüğüne göre gerekli sayıda hakem yollanır. 5 hakem verir 5 de mahalli hakem koyar ve 10 hakemle oradaki müsabaka bitirilir. Sayın ÖZTÜRK bu konuda “bir problemin olduğunu, az hakem geliyor diye kendi güreşinin küçük olamayacağını, böyle derecelendirmenin yanlış olduğunu, resmi olacak 5 yılı geçtiğinde ikinci derece güreşin olduğunu” söylemektedir. Yine ÖZTÜRK’ “bazı kurnazların olduğunu, bundan güreş camiasının zarar görmesini istemediğini, Güreş Vakfının birinci sınıf güreşlerden %10 almasının doğru olacağını, 20 yıllık güreş organize edenler güreşlerini küçük göstererek aldatmaca yaptıklarını” ifade etmektedir. Gerçi Sayın Mehmet AKZAMBAK “1’inci sınıfın manası 5 seneden fazla yapanlar, 2’nci sınıfın manası 3 seneden fazla yapanlar” şeklinde derecelendirme önermektedir. Sayın ÖZTÜRK “hakemlerin en büyük sorunu hakemlerin kendi aralarındaki muhalefetleri ve problemleri olduğunu, şimdi Sivas’ta 20 hakem olduğunu, hakem komitesinin 3 kişiden oluştuğunu, 10 güreş olduğunda o üç kişinin devamlı her yere gittiğini, onların arkadaşları olan 5 kişinin de her yere gittiğini, diğer 10-12 kişinin iki veya 3 güreşe yazıldığını, babasının il ajanı iken bu sorunu hakemleri sıraya sokarak çözdüğünü, bugünkü problemin taraflı tutum olduğunu” söylemektedir. O zaman Sabahattin bey şöyle bir şey olabilir. Merkez hakem kurulu deplasman hakemlerini görevlendirir. Gözlemci yanında mahalli görevlendirilecek hakemleri de il temsilcisine görevlendirme yetkisi verirsiniz. Sayın oturum başkanımda bu işin federasyona ait olduğunu söylemektedir. Biz, yani arkadaşlar karakucak güreşlerinin yönetimi minder hakemleri tarafında yapılır. Minder hakemlerinin kıyafetleri karakucak hakemlerinin kıyafetleri ile aynıdır. Merkez hakem kurulu deplasman hakemlerini görevlendirir, onun yanında mahalli görevlendirilecek hakemleri için de il temsilcilerine yetkiyi verirseniz olabilir. Hakemlerin tayini merkez hakem kurulu tarafından yürütülür.Bunu da yaparken merkez hakem kurulu şuna dikkat etmelidir. Nedir? karakucak yapmış,karakucağın içerisinden gelmiş,hatta minderde dereceleri olan ve ondan sonra hakemliğe dönen arkadaşlar görevlendirilmesi gerekir. Çünkü karakucak güreşi zaman zaman tehlikeli bir güreştir. Yani sonucu ölüme dahi gidebilecek tehlikeler olabilir. Bir güreşçi diğerini kaldırıp kafa üstü çakarsa, bunu hakem değerlendirmezse o zaman o çocuğun hayati tehlikesi söz konusu olabilir. Bakınız Sayın AKZAMBAK “bu güreşe katılacaklar için vakfa para verildiğini ve dolayısıyla bunlara bir grup sigortası yapılabileceğini”, Ömer ERSÖZ ise “lisanslı olanların zaten sigortalı sayıldığını” söylemektedir.
Şimdi efendim bir de şu var; bunu genişletirsek sizin dediğiniz şekilde köylerdeki güreşler için bu olabilir. Ancak biraz evvelki konuşmalarımızda da Metin beyin bir araştırması en fazla konulardan bir tanesi diyor ki; hakemlerin adil ve yeterli sayıda olması gerekir. Şimdi siz denizden geçerken derede boğulmanın da hiç gereği yok. Eğer bir olay olmamasını istiyorsanız, o güreşin selametle bitmesini istiyorsanız hakeme vereceğiniz 3-5 kuruşu da gözünüzde büyütmemeniz gerekir diye düşünüyorum.İki tane güreşçi güreşiyor. Biri A tarafının adamı, biri B tarafının adamı. Bu iki güreşçiden bir tanesi diyelim ki Mehmet ESENCELİ yanlış karar verdi. Öbür tarafa göre verdiği karardan dolayı yenik sayıldı. Mehmet ESENCELİ’ye ne yaparlar? Dışarıdan geleni en azından tarafsız olarak görüyorlar. Mesela Kahramanmaraş’ta daha evvelki güreşlerde taraflı maç yönetildi diye bir sürü olay oluyordu. Aşağı yukarı 80 yılından bu yana oraya hep yabancı deplasman hakemi gider. Hiç olay olmaz. Niçin? Çünkü güreşçi hakemin tarafsızlığına inanıyor. Yenilse bile ses çıkarmıyor ve olaylar büyümüyor. Deplasman hakemlerinden kaçmayın, mahalli hakemlerle deplasman hakemlerini %50 %50 değerlendirin. 10 hakem verilecekse 5’i mahalli, 5’i deplasman hakemi olsun. Hakeme vereceğin 3-5 kuruş için hakemden kaçmak yerine bana göre güreşin selameti ve sağlıklı yürümesi bakımından deplasman hakemlerinin gelmesinde yarar var.Ancak burada şuna dikkat etmek lazım. Verilecek hakemlerin merkez hakem komitesince, güreşin içinden gelmiş, bilhassa yöresel olarak karakucak yapmış, bu işi iyi bilen hakemlerden değerlendirme yapılsın. Önüne gelen verilmesin. Sayın KAPLAN “bir şey açıklamak istediğini, Kahramanmaraş’ta hala kısa şalvar güreşinin 36 tane köyde yapıldığını, bir de bu Zeytin Ilıcası denen Süleymanlı Nahiyesinde düğün güreşlerine davet edildiğini, bugüne kadar pek gidemediğini, köylülerin kendi kendilerine iyi organize olduklarını, ödül küçük olduğu için orada boy boy güreş yapıldığını” söylemektedir.
Tartı konusunda yine görevli arkadaşlar zaman zaman bazı sorunlar yaşıyor. Tartı; “sabahleyin 8’den 10’a kadar