Hemen doğumu
öncesi ailesi
Sivas'tan İstanbul'a taşınmıştır. Babası
Mustafa Yerlikaya da eski bir güreşçidir.
İstanbul'a geldikten sonra bir süre sonra maddi
koşullardan dolayı güreşi bırakmak zorunda kalan
Mustafa Yerlikaya çocuklarını güreşe
yönlendirmiştir ve Hamza Yerlikaya'yı
1986 yılında güreşe başlatmıştır.
Hamza Yerlikaya'nın ilk uluslararası
turnvuası
Kanada
Québec'de yapılan
1991 Yıldızlar (16 yaş altı grubu) Dünya
Şampiyonasıdır. Bu turnuvada dördüncülük elde
eder.
17 yaşında iken yaşının küçük olması nedeni
ile Büyükler
1993 Türkiye Şampiyonasına alınmaz. Ancak,
aynı yıl
Uluslararası Vehbi Emre Güreş Turnuvası'nda
gösterdiği başarılı müsabakalar ile büyükler
kategorisinde de Milli Takıma girebileceğinin
ilk sinyallerini vermiştir.
1993 yılında İstanbul'da düzenlenen Büyükler
Avrupa Şampiyonasında katılması o dönemin
Federasyon Başkanı
Sadettin Tantan'ın isteği ile kabul edilir.
Bu turnuvada ikincilik başarısı kazanır. Aynı
yıl
Stokholm'de düzenlenen 1993 Dünya
Şampiyonasında
Avrupa,
Dünya ve
Olimpiyat şampiyonu olmuş rakiplerini
yenerek şampiyon olur. Bu sonuç ile
İstanbul'daki ikinciliğinin tesadüf olmadığını
kanıtladı. Uluslararası Güreş Federasyonları
Birliği (FILA)
modern güreşin tarihinde dünya minderlerinde ilk
kez 17 yaşında bir güreşçinin şampiyon olduğunu
açıkladı ve Hamza Yerlikaya'yı Asrın
Güreşçisi unvanı ile ödüllendirildi. Yaşının
küçük olması nedeni ile aynı yıl gençler,
ümitler ve büyükler kategorisinde mücadelesine
devam ederek başarılarına yenilerini ekledi.
1986 -
1996 yılları arasında ilk kulübü olan
İstanbul
Demirspor'da güreşti. 1996 -
1997 yıllarında Ankara'da Silahlı
Kuvvetlerde askerlik görevi devam ederken Türk
Askeri olarak sivil bir olimpiyatta altın
madalya alarak Türk Spor tarihinde bir ilke imza
atmış oldu.
1998 -
1999 yıllarında Emlakbank Kulübünde güreşti.
Halen
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde
sporculuğuna devam etmektedir.
Olimpiyat, dünya ve Avrupa sampiyonu sporcu
22 temmuz 2007 tarihli genel seçimlerde
memleketi Sivas'tan 23. dönem milletvekili
seçilmiştir.
BAŞARILARI
1991
Kanada, Yıldızlar Greko-Romen stil 65 kg
Dünya 4.bu dünya 4.
1992
İstanbul, Yıldızlar Greko-Romen stil 76
kg Dünya 1.
1992
Kolombiya, Gençler Greko-Romen stil 76
kg Dünya 2.
1999
Malmö,
İsveç Büyükler Greko-Romen stil 85 kg
İsveç Cup.1.
2000
Sydney, Olimpiyat Oyunları Greko-Romen
stil 85 kg 1.
2001 İstanbul da Büyükler Greko-Romen
stil 85 kg Avrupa 1.
2002
Finlandiya, Büyükler, Greko-Romen stil
84 kg. Avrupa 1.
2005 Bulgaristan Varna Büyükler Avrupa
Şampiyonu 96 kg 1
2005 Macaristan Budapeşte Büyükler Dünya
şampiyonu 96 kg 1
2006 Moskova Rusya Büyükler Avrupa
Şampiyonu 96 kg 1
Kendine has en iyi uyguladığı
teknikleri: Bel kündesi, salto. Antrenörleri
Salih Bora ve Muzaffer Aydın.
Halen TBMM Adalet ve kalkınma
Partisinden Sivas milletvekili olarak
seçilmiş olup Parlementoda görev
yapmaktadır.
Avni
TARHAN
Güreş
Dosyası
Mehmet
Dede'nin Hamza'sı
Türk güreş
tarihinin son yıllardaki en başarılı
temsilcilerinden Hamza Yerlikaya, 2000
Sydney'e adına, şanına yaraşır bir başlangıç
yaptı. İlk maçında Finlandiyalı Marko
Aselt'i 1,5 dakikada 10–0 yenen Hamza, maçta
adeta herkese parmak ısırttı.
Minderde
seyrettiğim Hamza'yı her yönü ile hazır,
istekli, bir buçuk seneden bu yana
madalyasızlığın verdiği hasretle minderi
titreten bir edada gördüm. Çok duygulandım.
Dediğim tek kelime Allah nazardan saklasın.
Evet, Hamza ikinci turda yılların gediklisi
şampiyon Alman Thomas Sander'i karşısında
buldu. Çok temkinli bir müsabaka çıkartan
Hamza ezeli rakibini 2–1 yendi. Maç sonunda
Almanların itirazını inceleyen FILA İtiraz
Komisyonu, 2–1 biten müsabakayı yine 5–1
Hamza'nın lehine verdi. Yani adalet yerini
buldu. İyi başlangıç, iyi gidiş, bravo
Hamza.
Şimdi ise
çeyrek finaldeki rakibi Kübalı Enrigu Mendez
Lazo. Şimdi bu sporcuyu bir tanıyalım. 1973
doğumlu olan Mendez, 1997, 1998, 1999
yıllarında Panamerican Oyunları şampiyonu.
Ayrıca 1999 yılında yapılan 45. Dünya
Grekoromen Şampiyonası'nda da 85 kg.'ın
birincisi. Evet, her rakip zordur; ama
önemli olan zoru başarmaktır. İlk iki
müsabakasında izlediğim Hamza'nın
performansına bakarak şunu diyebilirim. Bu
Kübalı dahil herkesi yenebilir. Çünkü küçük
yaşlarda yakalamış olduğu büyük başarı
inatçılığı gerekse yerde çırpma ve bilhassa
kündeyi mükemmel yapıyor. Finli Marco'yu
yerden kaldırdığı bir pozisyon izledim,
tamamen fizik kurallarına ters. O kadar zor
pozisyonda kaldırdı ki, bu kaldırış
sonucunda kanaatim tek kelime ile maşaallah
çok iyi gördüm demek oldu. Çünkü insanı o
pozisyonda kaldırmak gerçekten çok zor.
Dileğimiz böyle Rabb'im neylerse güzel
eyler. Evet Hamza şimdi ilk gün alınan çok
kötü sonuçların da verdiği moralsizliğe
rağmen kükreyen bir aslan gibi grekoromende
tek temsilcimiz olarak minderde. Tek arzum
ve dileğim ikinci olimpiyat madalyasını
boynuna takması. Biz şimdi yukarıdaki
başlığımız olan “Mehmet Dede'nin Hamza'sı”na
dönecek olur isek; evet Hamza'yı çok seven
muhterem dedesi Mehmet Dede, Yarabbi sen
bana Hazreti Hamza gibi güçlü bir torun ver
diye dua ve niyazda bulunmuştu. Allah'ın
rahmetine kavuşan Mehmet Dede'nin ve
Türkiye'mizin gururu olan Hamza şimdi
gerçekten büyük bir azimle şanlı bayrağımızı
dalgalandırmak için olanca gücünü
kullanmakta. O zaman dualarımız Hamza ve 28
Eylül'de başlayacak olan serbestçi
kardeşlerimiz için olsun. Son söz olarak:
Kötü yönetim ve böylesine büyük başarı
kazanan bir ekibi çalıştırma gibi bir nimet
elde eden teknik ekibimizin hataları sonucu
grekoromen milli takımımızın aldığı kötü
sonuçlara rağmen Türk güreşinin yerinin bu
sonuçlar olmadığına yürekten inanıyorum.
Sırtı ancak hastanede yere gelen efsane:
Hamza Yerlikaya
NURULLAH KAYA
17 yaşında dünya şampiyonu olup 'Asrın
Güreşçisi' unvanını aldı. Yıllarca Avrupa ve dünya şampiyonaları
ile olimpiyatların değişmez ismi oldu. Ancak hiç umulmadık bir
anda kendini ameliyat masasında buldu ve boynundaki kırıklardan
operasyon geçirdi.
Ağabey Muttalip Yerlikaya’yla birlikte
hastanenin avlusuna bakan küçük bir pencerenin kenarında uzun
süre bekledik. Bu bekleyiş esnasında değişik mekânlardan farklı
sohbetlere dalmıştık ki gelen telefonla irkildik. Avizenin diğer
uçundan ‘Hamza, odasına getiriliyor’ haberi yankılandı. Dört
gözle bekledik. Yaklaşık dört saatlik operasyon başarıyla
gerçekleştirilmişti. Uzun bir süre de narkozun etkisinin geçmesi
beklenmiş, güneş geceye kendini teslim etmeye başlamıştı.
O koca cihan pehlivanı, ameliyat kıyafetleri
içinde boynunda desteklerle odasına getirildi. Doktorlar ve
hemşireler, fiziki kontrolünü takip etmek maksadıyla üzerine bir
takım tıbbi aletler bağladı. Görevliler dışarı çıktığında Güreş
Milli Takımı’nın değişmez doktoru Ulaş Yavuz ve bizler Hamza’nın
başına bir tespih gibi dizildik. O ara, Yerlikaya ailesinden de
gelenler oldu. Başarılı güreşçimiz gözlerini hafiften aralayıp
başındakilerin isimlerini tek tek sayarak ‘Hoş geldiniz’
deyince, odadaki herkesin morali düzeldi ve yüzleri güldü.
‘Geçmiş olsun’ dileği ve kısa bir ziyaretin ardından odadan
ayrıldık.
Hamza, her geçen saat ve gün daha çok kendine
gelmeyi başardı. Doktorların hayretle dile getirdikleri bir
insandı Hamza. Yıllarca boynundaki kırıklarla Türkiye’ye
madalyalar kazandırmış; lakin sağlığını tehdit eden bu durumun
fakına hiç varamamıştı. Çünkü boyun kasları çok güçlüydü ve bu
yüzden kırıkları hiç hissetmiyordu.
Allah vergisi yeteneğiyle daha çocuk yaşta
büyüklere meydan okuyan efsane güreşçinin ailesi Mart 1976’da
Sivas’tan İstanbul’a göç etti. 3 ay sonra, yani 3 Haziran
1976’da İstanbul Kadıköy’de aslan parçası bir çocuk dünyaya
gözlerini açtı. Dede Mehmet Yerlikaya, “Ona Hamza ismini verin.
Allah ona Hazreti Hamza gibi güç, kuvvet verir inşallah!” dedi
ve bu çocuğun adı Hamza kondu. Dede Yerlikaya, 10 gün sonra
vefat etti.
Küçük Hamza, 16 yaşına kadar daha çok
futbolla ilgilendi. Hatta F.Bahçe’nin altyapısında bile oynadı.
Fiziği zayıf görünen Hamza, güreşçi olan ağabeyi Muttalip’in
tavsiyesiyle Kadıköy’deki Demirspor’a gitmeye başladı.
Ağabeyinin o yıllarda Avrupa ve dünya şampiyonalarında aldığı
madalyalar hepten güreşe bağlanmasına vesile oldu. 1991’de milli
formayı giyen Yerlikaya, o yıl katıldığı Dünya Yıldızlar Güreş
Şampiyonası’nda 4. olarak dikkatleri üstüne çekti. 1 yıl sonra
aynı şampiyonada bu kez şov yaparak ilk dünya şampiyonluğunu
kazandı.
***
‘9’ işareti yapmaya
hazırlanıyordu
1993’te daha 17 yaşındayken Sadettin
Tantan’ın talimatıyla büyükler kadrosuna katıldı. 1993 Avrupa
Şampiyonası’nda Almanların ünlü güreşçisi Thomas Zander’e 4-2
yenilerek Avrupa 2.’si oldu. Maçı izleyen otoriteler bu küçük
çocuğun ileride çok büyük başarılara imza atacağını dile
getirdi. Aradan aylar geçmeden Stockholm’deki Dünya
Şampiyonası’nda pek çok ünlü ismi mindere sererek finale
yükseldi. Ülkemize 26 yıl aradan sonra grekoromende dünya
şampiyonluğu getirip 17 yaşında büyükler kategorisinde en geç
dünya şampiyonu olarak tarihe geçti. Bu final maçı sırasında
üzücü bir olay da yaşandı. Antrenör Ömer Suzan’ın kalbi,
Hamza’nın finaline dayanamadı. Kriz geçiren Suzan, hastaneye
yetiştirilerek kurtarıldı. Hamza’nın kariyerindeki en önemli
tarihlerden biri de 1996 idi. 1993’ten beri katıldığı Avrupa
şampiyonalarında bir türlü birincilik kürsüsüne çıkamayan Hamza,
1996 Avrupa Şampiyonası’nda ve Atlanta Olimpiyatları’nda altın
madalya kazanmayı başardı. Daha 20 yaşındayken Türk güreş
tarihine birçok destan sığdıran Hamza, 2000 Sydney
Olimpiyatları’nda da altın madalyayı boynuna taktı.
Yıllar yılları kovaladıkça Hamza’nın başarısı
da sıkleti de arttı. Çok fazla kilo düşmekten dolayı 2004 Atina
Olimpiyatları’nda performansını tam olarak ortaya koyamadı.
Fakat 2005 ve 2006’da çok iyi güreşler çıkartarak formunu 96
kiloda tekrar yakaladı. Bugün 96 kiloda sebat eden Hamza, 2008
Pekin Olimpiyatları için ilk önce sakatlığının sırtını yere
getirmeye çalışacak.
İlk Avrupa
şampiyonu olduğunda işaret parmağını göstererek aldığı ilk
galibiyetinin mutluluğunu yaşatmıştı Türk halkına. Ondan sonra,
aldığı her Avrupa şampiyonluğunun akabinde gösterdiği
parmaklarının sayısını artırmayı kendine gaye edinmişti. Fakat
bu yıl tam parmaklarıyla 9 işareti yapmaya hazırlanırken
ameliyat olmak zorunda kaldı. Sporvizyon olarak Hamza’ya tekrar
geçmiş olsun diyor, bir an önce sağlığına kavuşmasını umut ve
temenni ediyoruz.
S ydney'de 85 kg.'da 2'nci olimpiyat
altın madalyasını kazanarak tarih yazan
Hamza Yerlikaya'yı yürekten kutluyorum. Evet,
başta Sayın Bakan Fikret Ünlü ve genel müdür, antrenör
dahil 5 sıkletten gelen yenilgilerin ardından rahat bir
nefes almış oldular.
Her zaman
belirttiğim gibi Türk grekoromen milli takımlarının son
30-35 yıl arasında yakalamış olduğu en büyük, en
muhteşem kadronun Sydney'de tek altın madalyada
kalmasını Türk güreşi açısından ileriye yönelik bir
başarı olarak addetmek mümkün değil.
Hamza 1,5 sene sıkıntıları ve problemleri nedeni
ile madalyadan uzak kaldı.
Hani bir söz vardır:
“Tarih ne yazarsa yazsın coğrafya yine coğrafyadır” diye
o misal, Hamza herkesin tüm
dünyanın bildiği 20. asırda asrın sporcusu seçilmiş
büyük başarıların adamıdır. Onu eleştirdiler, yerden
yere vurdular; ama o şimdi altınla Hamza'lığını yine
ispat etti. Helal olsun ona. Altın madalya sonrasında
yapılan konuşmalarda antrenörlerin ve idarecilerin
sitemlerine rastladım. Hiç kimsenin sızlanmaya hakkı
yok. Olimpiyatlara 5'i dünya şampiyonu olmuş süper star
bir kadro ile katılacaksın, birinci gün 4 şampiyonun
elenerek tribüne çıkacak, bunun hiçbir savunulur yönünün
olması mümkün değil. Eğer bir çalıştırıcı olimpiyat
senesi gibi önemli bir dönemde Avrupa, dünya ve Asya'da
olup bitenleri video analiz ederek sporcusunu ona göre
hazırlamaz ise bu olanlardan şikayete hakkı yoktur. Ne
şart olursa olsun yine de yabancı antrenör ve bir
Sapunov saplantısı içinde olanların bu sevdadan
vazgeçmeleri gerekmektedir.
Bu konuya devam edeceğiz.
Grekoda Hamza
efsanesi...
Avni
Tarhan - 05.10.2005 /
ZAMAN
Grekoda Hamza efsanesi
Anadolu'muzda en sevilen
spor dalı şüphesiz
güreştir. Anadolu insanı
ona çok ayrı bir değer
verir, onu yiğitliğin,
mertliğin bir simgesi
olarak algılar ve sever.
Türk güreşinin efsanevi
şampiyonu Hamza
Yerlikaya'nın dedesi
Mehmet Bey de onlardan
birisidir.
Daha Hamza hayata
gözlerini açmadan şöyle
dua eder: “Yarabbi bana
Hazreti Hamza gücünde
bir erkek torun nasip
eyle, hem de Hz. Hamza
gibi pehlivan olsun.”
Aylar yıllar geçer Hamza
dünyaya gelir, dedesi
onu kucağına alır, sağ
kulağına ezan, sol
kulağına kamet okur,
“Bunun adı Hamza'dır.”
der. Hamza'nın güreşe
yolculuğunun ilk
köprüleri atılır
böylece.
Türk güreşinin efsanesi
Hamza bundan 12 yıl önce
yaşı küçük olduğu ve
tecrübesizliği bahanesi
ile milli takıma
alınmıyordu. Dönemin
Federasyon Başkanı
Sadettin Tantan'ın
direktifi ile takıma
alınan Hamza o yıl
dünyadaki otoriteleri
şaşkına çeviren bir
sonuçla 17 yaşında dünya
şampiyonluğu
kazanıyordu. FILA, genç
yaşta kazandığı büyük
başarıdan dolayı onu
"asrın güreşçisi"
seçiyordu.
İlk dünya şampiyonluğunu
1993 yılında kazanan
Hamza, ikinci dünya
şampiyonluğuna 1995
yılında ulaştı. 1995
yılından bu yana tam 11
yıldır dünya
şampiyonalarında altına
ulaşamayan Hamza, bu
kadar büyük aradan sonra
belki de dünyada eşine
az rastlanır bir başarı
ile 3. kez şampiyonluğa
ulaştı. FILA'nın sıklet
değiştirmesi ile 82, 85
ve 84 kilodan sonra 96
kiloya çıkmaya karar
veren Hamza 2005 yılında
katıldığı hem Avrupa hem
de dünya şampiyonasında
birinci oldu.
2004 Atina Olimpiyatları
sonunda çok büyük ölçüde
kural değişikliğine
uğrayan güreşte, yapılan
değişiklikle
yetinilmeyip tekrar
değişim oldu. Bütün
bunlara rağmen
Budapeşte'de mindere
çıkan Hamza, ilk turdaki
rakibinden finale kadar
hepsini tereyağından kıl
çeker gibi yendi.
1976 Sivas doğumlu olan
Hamza Yerlikaya'nın
büyükler kategorisinde
çok parlak karnesi var.
Avrupa şampiyonlukları;
1996, 1997, 1998, 1999,
2001, 2002, 2005 (7
kez), dünya
şampiyonlukları; 1993,
1995, 2005 (3 kez),
olimpiyat
şampiyonlukları: 1996
Atlanta, 2000 Sydney
olimpiyatları. Türk
güreşinin önünde şimdi
hedef 2008 Pekin
Olimpiyatları. Peki o
zaman yaşı 32'leri
bulacak olan Hamza nasıl
sonuç alabilir? 96
kiloya çıkması ile
vücudu oturdu. Çok rahat
bir şekilde müthiş
güreşler yapıyor.
Budapeşte'de son derece
taktik güreşti ve yerde
kimse ondan puan
alamadı. Hatta kimse
künde atamadı. Bu
sisteme göre Hamza'yı
uzun yıllar kimse
yenemez. Ben Hamza'nın
2008 Pekin
Olimpiyatları'nda rahat
bir şekilde sonuca
gideceğine inanıyorum.
Avni Tarhan - 05.10.2005
/ ZAMAN